Makbule Duran Mucuk

Makbule Duran Mucuk
@Makbuss007
Psikolojik Danışman
Çukurova Üniversitesi PDR-Aksaray Üniversitesi Pdr Yüksek Lisans- Akdeniz Üniversitesi Pdr Doktora
Antalya
74 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı

Makbule Duran Mucuk

, bir kitap okudu
Puan vermedi·325 syf.··
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 19:44
·
2026 4. kitabı
Daniel Keyes
8.8/10 · 37bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·325 syf.··
2026 4. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 19:44
Bu kitabı bitirdiğimde içimde garip bir sıcaklık kaldı. Acıdan çok şefkatle karışık bir sıcaklık… Algernon’a Çiçekler bana zekânın ne olduğundan çok, insan olmanın ne demek olduğunu düşündürdü. Daniel Keyes, zekâ artışı gibi bilimsel bir konuyu anlatırken aslında bizi duygularımızla, kırılganlıklarımızla ve en çok da görmezden gelinen yanlarımızla yüzleştiriyor. Charlie’nin dünyaya bakışı o kadar saf, o kadar içten ki; sayfalar ilerledikçe sadece onun zekâ yolculuğunu değil, insanların ne kadar acımasız, ne kadar yüzeysel ama bir o kadar da sevgiye muhtaç olduğunu görüyoruz. Zekâ yükseldikçe yalnızlığın da artması, farkındalığın bazen bir armağan değil bir yük olması kitabın en can yakıcı tarafıydı benim için. Bu roman bana şunu hatırlattı: Anlaşılmak, sevilmek ve kabul edilmek için “üstün” olmaya gerek yok. Asıl mesele, insanca kalabilmek. Charlie’nin her satırı empatiyi, merhameti ve kendimize sormaya pek cesaret edemediğimiz soruları fısıldıyor: “Ben gerçekten görülüyor muyum?” “Sevgi, zekâdan bağımsız olabilir mi?” Kitabı okurken defalarca durup düşündüm, boğazım düğümlendi, bazı yerlerde gözlerim doldu. Çünkü bu hikâye biraz da hepimizin hikâyesi. Güçlü olmak isterken kırıldığımız, farkına vardıkça yalnızlaştığımız, ama yine de sevilmeyi umduğumuz anların kitabı. Algernon’a Çiçekler bitti ama etkisi bitmedi. Bazı kitaplar vardır, rafta durmaz; insanın içinde dolaşır. Bu da onlardan biri.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 22:21
Pozitif BDT – Fredrike Bannink & Nicole Geschwind Bu kitabı büyük bir keyifle okudum. Çözüm Odaklı Terapi ve Pozitif Psikoloji’nin, Bilişsel Davranışçı Terapiye bu kadar doğal ve uygulanabilir şekilde uyarlanması gerçekten çok etkileyici. Terapiye “neyi değiştirmek istiyoruz?” sorusundan önce “neyi değiştirmek istemiyoruz?” sorusuyla başlanması, ardından danışanın olası en iyi halini hayal ederek hedef belirlemesi… İşte tam burada bakış açısı değişiyor. Günlük iyi olan şeylerin yazıldığı davranış analizleri Beş kişinin danışana güçlü yönlerini geri bildirim vermesi Karakter Güçleri Testi ve ilk beş güce odaklanma “İyilik Günü” uygulaması (5 bilinçli iyilik) Öz-şefkat, minnettarlık ve iyimserlik becerilerinin sistematik olarak kazandırılması Hepsi teoriyle sınırlı değil; net, sahada kullanılabilir ve motive edici. Kitapta hem bireysel hem de grup terapisi için ayrıntılı protokoller var. En güzel sürprizlerden biri de sonunda yer alan uygulamaya dönük çalışma kitabı. Pozitif psikolojiyi “iyi hissettirme” düzeyinde bırakmayıp BDT’nin yapılandırılmış gücüyle birleştirmek isteyen herkes için gerçekten güçlü bir kaynak. Terapide “iyi olanı çoğaltmak” bazen en kalıcı değişim oluyor.
Psikoloji
Pozitif BDTFredrike Bannink · Psikonet Yayınları · 20253 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 21:08
Bahçıvan ve Ölüm benim için “okudum ve kapattım” denilecek bir kitap olmadı. Daha çok, okurken durup durup nefes aldığım, bazı cümlelerde içimin sıkıştığı, bazı anlarda ise beklemediğim bir sakinlikle dolduğum bir deneyimdi. Ölümün gerçekliğiyle yüzleşmek zaten zor; bu kitapta zor olan şey ölümün kendisi değil, ona eşlik eden bekleyiş, çaresizlik ve sevginin sessiz halleriydi. Georgi Gospodinov, babasının hastalık ve ölüm sürecinde yaşadıklarını anlatırken okura acıyı dayatmıyor. Ne dramatik bir ağıt var ne de büyük laflar. Tam tersine; küçük ayrıntılarla, sıradan görünen anlarla ilerliyor. Bir hastane odası, bir bahçe, bir eşya, bir sessizlik… Ve ben şunu fark ettim: Asıl sarsıcı olan da bu. Çünkü hayat da zaten böyle akıyor. Büyük kırılmalar, küçük anların içine gizlenmiş halde. Kitabı okurken ölümden çok şunu düşündüm: Sevdiğimiz birinin yavaş yavaş bizden uzaklaşmasını izlemek ne kadar ağır bir yük. Onu kurtaramayacağını bilerek yanında durmak. Elinden hiçbir şey gelmediğini kabullenmek. Bir yandan da gündelik hayatın devam etmesi… Bu ikilik beni çok zorladı. Çünkü kitap, “ölüm anı”na değil, o ana gelene kadar yaşanan duygusal karmaşaya odaklanıyor. Ve bence asıl gerçeklik de burada. Bazı bölümlerde ürperdim; çünkü ölüm soyut bir kavram olmaktan çıkıp çok somut, çok insani bir hale geldi. Ama aynı zamanda beklemediğim bir şefkat duygusu da hissettim. Babaya, oğula, hayata ve hatta ölüme karşı. Bu kitap bana şunu düşündürdü: Ölüm her şeyi bitirmiyor; bazı bağları daha da görünür kılıyor. Hatırlamak, anlatmak ve yazmak da bir tür yas tutma biçimi belki. Bitirdiğimde içimde garip bir sessizlik kaldı. Ne tam bir hüzün, ne de rahatlama. Daha çok “kabul”e benzeyen bir duygu. Hayatın kırılganlığını yeniden hatırlatan ama bunu bağırmadan yapan bir kitap okumuş olmanın
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma