Evden çıkıp ona koştuğumda, artık abimden kurtuldu gumu sanmıştım. Ondan kurtulduğumda tüm dertlerimden, acılarımdan, sıkıntılarımdan kurtulduğumu sanmıştım. Oysa kollarına koştuğum, aşkım dediğim, hayatım dediğim, mut buluğum dediğim her şeyim dediğim kişi de bir erkekti.O başka erkeklere benzemez diyerek bütün içtenliğimle koş muştum ona. Bana bakıp gülümseyerek, "Hayatım, gülüm, aşkım, dünyam, Öyküm," derdi.Bana sevgililer gününde kolye almıştı, güzel bir bilezik almıştı güzel sözlerle gü nümü ve gönlümü doldurmuştu.Sonradan farkına varacak tim; meğerse boynuma taktığı kolye ona bağlanmamın etkilenmemin köleleşmemin kendince çizdiği sınırların içinde hapsolmamın, o sınırların dışında hareket etmemin göstergesiymiş. Almış olduğu bilezik köleliğin halkasıymış oysa. Lâkin ben o bilezik ve kolyeyle ondan daha da etki lenerek kendimi kaybetmiştim. Ne derse hemen evet der dim. Güzel sözleri ise artık bir erkek ağının kader bütünlüğü olduğunu anlayamamıştım. Her şeyi sonradan acı çekerek öğrenecektim."
Bir yara binlerce acı kitabından