Uzun bir aradan sonra merhaba, bu ara sürede çokça kitap okudum ama Ercan Kesal’ın Peri Gazozu gibi beni rahatsız eden bir kitap okumadım, arkadaşlarımdan okuyanlar çok beğendiği için okumuştum ama onlarla şimdi hemfikir değilim, fikirlerimi paylaşmak istedim.
Kitap yazarın çocukluk, gençlik ve meslek yaşantısını içeren anılardan oluşuyor. Kitap bölümlerinde belli bir zaman sıralaması yok, konuya göre sıralanmış, ben bu yönden beğendim anılarını, film şeridi gibi geçiyor gözümüzün önünden olaylar. Yazarın anlatımı da akıcı, az sözle görsel olarak tekletmeden duyguyu okuyucuya veriyor. Anadolu insanının yetimliğini çok iyi anlatıyor.
Gençlik yıllarında kamu güvenlik görevlilerine karşı kamu düzenini bozmalarından ötürü kendilerine kademeli güç kullanılması nedeniyle, içlerinde intikam duygusu olan insanlar vardır. Bu insanların kimisi zamanla hakim, savcı, vali, doktor vb. önemli kamu görevlerinde bulununca en ufak fırsatta birlikte çalıştıkları kamu görevlilerinden o günlerin acısını çıkartmaya çalışır. İşte yazar, doktorluğu esnasında gözaltında bulunan bir suçlunun kelepçesini çözdürerek, onların (kamu görevlilerinin) canına okuyacağını, ne yapıldıysa her şeyi anlatmasını ister, doktorken yargı dağıtmaya çalışır. (Dr. Tahir Tarımer olayını hatırlatayım, bazen doktorlarda görevini kötüye kullanabiliyor. Bu olay meslek grubuna bağlanamaz, her meslekte bu tür insanlar var, kamu güvenlik görevlilerinde de). Bu olayda suçlu hiç olmayan şeyleri doktora anlatsa, kamu görevlilerine iftira atsa ne olacaktı? Bu intikamcı bakış açısından kimseye fayda gelmez, suç varsa cezalandırılmalıdır elbette.
Ayrıca yazar kitap boyunca kamu düzenini bozanlara ajitasyon yaparken, onlar yüzünden şehit olanlardan sadece bir yerde bahsediyor. O da Hakkari’de şehit olan Mehmet Çiftçi’nin