Bir gün Pablo ve birkaç arkadasla birlikte bir açık gıda pazarına gittim; bir kamyona marul, et ve balık yükleyip Medellin'in en yoksul mahallesine götürdük. Orada kent atıklarının toplandığı büyük bir çöplük vardı ve insanlar o çöp dağından yiyecek ve onarılıp giyilebilecek ya da temizlenip satılabilecek giysiler toplayarak hayatta kaliyorlardi. Oraya gittik ve Pablo yiyecekleri dağıttı. İnsanlar onu bu yüzden çok sevdiler. Bu Pablo'nun parasıyla sık sık yaptığı bir şeydi. Evet, daha sonra çok korkunç şeyler yaptı, fakat yoksul halkı hiç unutmadı ve onların sevgilerini kazandı. Bugün bile onu hatırlayıp hayatını kutluyorlar.
Bir görebilirse insan güzelliğin kendini; her şeyden soyunmuş, arınmış, katıksız! İnsanın tenine, bedenine, rengine, daha bir sürü ıvır zıvırına bulanmış güzelliği değil, bir tek görünüşüyle Tanrı güzelliğini! Böyle bir güzelliğe gözlerini kaldırıp bakmanın, onunla kaynaşmanın yolunu bulanın hayatını küçümseyebilir misin?
Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi? Pekala, ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o?... Atma be arkadaşım, kaç tane kalbin var senin?...