Allah Resûlü, beşerî ilişkiler konusunda insanların yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmalarını tavsiye etmiştir. “Allah için size sığınan kimseye sığınak olun. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet edene icabet edin, size bir iyilik yapana karşılığını verin. Eğer onun karşılığını verecek bir şey bulamazsanız, karşılıkta bulunduğunuza kanaat getirinceye kadar ona dua edin.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 38) sözleriyle beşerî ilişkilere farklı bir anlam kazandırmıştır. İhtiyaç sahibi olanlara yardım etmeyi sadaka olarak nitelendirmiştir (Buhârî, Zekât, 30). Onun fakirlere ve dul kadınlara yardım etmek için çaba sarf eden kimseyi Allah yolunda cihat eden kimse gibi görmesi (Buhârî, Nafâkat, 1), kendisine gelip de derdini anlatamayacak olanlara işlerinin görülmesi için aracılık yapılmasını sevap kapısı olarak göstermesi (Ebû Dâvûd, Edeb, 116-117), insanî ilişkilerde güler yüzlü olmanın dahi sadaka olarak isimlendirilmesi (Tirmizî, Birr, 45), insanlar arası ilişkileri yeniden şekillendirecek bir niteliğe sahiptir.
Bismillahirrahmanirrahim
Allahümme inni ükaddimü ileyke beyne yedey külli nefesin ve lemhatin ve lahzatin ve tarfetin yatrifü bihâ ehlüssemâvâti ve ehlül ardi ve külli şey’in hüve fi îlmike kâinün ev kad kâne. Ükaddimü ileyke beyne yedey zelike küllih’
“Allâh'ım! Ben sana her nefes, her an ve her sâniye, gök ve yer ehlinin her göz açıp kapayışından ve (senin) ilminde olacağını bilip de şuan mevcut olan, istikbalde (ilerde) mevcut olacak veya evvelce geçmiş olan her şeyden evvel (sana) Âyet-el-Kûrsî’yi takdim ediyorum.”
deyip (ardından da) Ayetû’l-Kürsî’yi sonuna kadar okursa, yirmi dört saat olan gece ve gündüzün her saatinde, o kulumdan Bana 70 milyar hasene (sevap) yükselir ve (İsrâfil Aleyhisselâm tarafından) Sûra üfleninceye kadar, melekler onun sevâbını yazmakla meşgûl olurlar.” buyurdu.
Aile yuvası bireysel sorumluluk dışında farklı sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Evlilikle birlikte eşler iyi ve kötü günlerinde birbirlerinin yanında olmak zorundadırlar. Çünkü evliliğe adım atmak bir bütün olmak demektir. Hastalıkta, sağlıkta, sevinçte ve hüzünde eşler birbirinin yanında olmalıdırlar. Hayatı paylaşmalıdırlar. Paylaşmanın sağlıklı olabilmesi için ilk iş, eşlerin birbirini doğru tanımalarıdır. Eşler, birbirlerinin kişilik özelliklerini, yeteneklerini, güçlü ve zayıf yanlarını öğrenmeli ve başta birbirlerini olduğu gibi kabul etmelidirler. Daha önce yerleşmiş yanlış tavırların zorlama, baskı ile değiştirilmesi zordur. Anlayış ve sabır ile tavırlarda güzelleşme sağlanabilir. Günümüzde faydacı bakış açısıyla yetişmiş gönül zenginliğini kazanamamış bireyler, aile ortamında kolayca gergin, tahammülsüz, geçimsiz bir eşe dönüşebilmektedir. Bu kişilerin kurduğu aileler, kısa sürede geçimsizlik girdabı içine düşebilmekte ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle kolayca boşanma yoluna gidebilmektedirler. Oysa aile yuvası paylaşma, özveri, sevgi ile huzur ve mutluluğu sürekli kılabilir.