Arnavutluk'ta çıkan isyan üzerine Âkif şöyle feryat ediyordu:
Âşina çehre de yok, hiçbirinin yâdı da yok;
Yıkılan bunca hayatın, hani escâdı da yok!
Yoklasan külleri, altından, eminim ancak,
Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!..
Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın
Olacak mıydı feda yurduna üç kaltabanın
Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti.
Öyle bir gitti ki hem, bir daha gelmez ebedî!
Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba
"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!
Ne felâket dönüversin de mesâcid ahıra,
Hırvat'ın askeri tepsin çıkıp üstüne hora,
Bâri bir hâtıra kalsaydı şu toprakta diri
Yer ayrılmış yere geçmiş şühedâ türbeleri...