Ağlattın be Martin Eden, ağlattın. Uzun zaman sonra bir kitapta bu kadar duygulandım.Denizcilikle geçimini sağlayan işçi sınıfından Martin'in, burjuva sınıfından bir kıza aşık olması ve hazin bir son... Konuşması, giyimi, tavırları burjuva sınıfından bir hayli farklı olan Martin'in aşkına kavuşabilmesi için geçtiği zorlu yollar... Sırf sevdiği insana kavuşmak için gecesini gündüzüne katması... Toplumu tabakalara ayırmanın iğrençliği, bir kez daha gözler önüne serildi. İnsanlığı yöneten para! Buna rağmen yazar olma çabası. Martin, hiçbir zaman burjuvaziden yana olmadı çünkü burjuvazi korkaklıktı. Bu hayatta gerçek güçlüler ayakta kalmalıydı, paraya dayanan korkak güçlüler değil. Paraya hemen ulaşamaması ve yazdığı yazıları çevresindekilerin deli saçması olarak nitelendirmesi en çok kalbine dokunanlar arasındaydı. Bir insana layık olmak, evlenmek adına kendini tüketen birisi oldu Martin Eden. O beklenen şöhrete kavuştuğunda ise artık hiçbir umudu kalmamıştı. Onu Martin Eden olduğu için değil de cebinde banknotlar olduğu için sevdiler. Onu anlamadılar, anlamaya da çalışmadılar! Hayattaki önceliklerimiz hayatımızın geri kalanını belirler... Önceliğimiz para olmamalı. Sevgi ve saygının önemini anlayabilmek ümidiyle. Hazin bir son, okuyunca farkedeceksiniz...