Eren

Eren
“Tanrı’nın bile gücü içinde değildir, ahlaksal olarak iyi bir insan yapmak (insanı ahlaksal olarak iyi kılmak): Bunu [insan] kendi kendine yapmak zorundadır.” IMMANUEL KANT
Bilinçdışının psikolojisinin bir bilinç psikolojisinin olumsuzlanması olarak tanımlanması, bir bilinç felsefesinin Freud'un bilinçdışı terminolojisine musallat olması tesadüf değildir. Bu miras, Freud'un karşı karşıya kaldığı bu koşul, onun düşüncesinin kaderinin omuzlarına büyük yük bindirir. İdeolojik bir alanın zemininde yeni bir disiplinin belirmesinin yarattığı kaçınılmaz tepki, bu ideolojik alanın, bu disiplini feshetme, bu kopuşu reddetme, yani kendi çelişkisi ve kendi itirazı olarak beliren yeni disiplini sindirme eğilimi göstermesidir. Psikanalizin tarihinde olan da budur, orada psikanalizin çiğnemenin etkisi altında kaybolduğunu, psikanalizin biyoloji ya da psikoloji tarafından sindirildiğini görürüz.
Sayfa 77 - Alfa Yayınları, Çev: Murat Erşen, İstanbul, 2021.
Reklam
İnsan kültürü tarihinde, ister Yunan matematiği, ister Galilei'nin fiziği, ister Marx'ın toplumlar teorisi vb olsun, yeni bir bilimsel disiplinin ortaya çıkışı sırasında aynı türden fenomenleri gözlemleyebiliriz. Epistemolojik bir kopuşla, önceki alana göre süreklilikte bir kopuşla uğraşırken, işimiz, gerçek bir virtüellik gibi kendi içinde, üzerinde belirdiği alanı altüst etme kapasitesine sahip bir kopuşladır.
Sayfa 76 - Alfa Yayınları, Çev: Murat Erşen, İstanbul, 2021.
Lacan'da yeniden karşılacağımız gibi Freud'da da iki yönlü bir meşguliyet buluruz: Psikanalizi, ona en yakın olduğunu iddia eden disiplinden (psikolojiden) kökten bir şekilde ayırmak ve tam tersine onu görünüşte ondan uzak olan disip- linlere (sosyoloji, antropoloji veya etnolojiye) bağlamaya çalışmak.
Sayfa 74 - Alfa Yayınları, Çev: Murat Erşen, İstanbul, 2021.
Şunu kastediyorum; o [Lacan], iradi bir kararla değil, ama söylediği şeyin temellendirilmiş olduğuna dair teorik kesinliğe dayanan kararlı bir adam. Bu kararlılık kendini olumsuz ve olumlu biçimde açığa vurur. Şu an psikanalitik yoruma hâkim olan, iki akım diye adlandırılması gereken şeye karşı amansız mücadelede olumsuz bir şe- kilde tezahür eder: Bir yanda psikanalizi gerek biyolojiye, gerek psikofizyolojiye, gerek nöro- lojiye, gerek sosyolojiye, yani içinde kendini kaybettiği nesnelere bağlayan bilimselci veya mekanist, hatta tabiri caizse teknokratik veya teknik akım; diğer yanda kişiselci, hümanist, Öznelerarasıcı diye adlanıracağım akım, yani şu anda Fransa'daki felsefi duruma hâkim olan felsefi yorum akımı.
Sayfa 66 - Alfa Yayınları, Çev: Murat Erşen, İstanbul, 2021.
Kendimizi bize şu meseleyi açıklayan psika- nalitik girişimlerin karşısında bulduk: Psika- nalitik kavramlar, kökeni biyolojik bir varlık (küçük çocuk) ile belirli bir toplum arasındaki ilişkilerde aranacak psikanalitik bir nesneyle bağlantılıdır ve otoritelerin tesis edilmesi olan süperego, o toplumdaki ve yapısındaki toplum- sal kısıtlama ve zorlama normlarının içselleş- tirilmesini temsil eder. Öyleyse Freud'un kav- ramlarıyla uğraşıyorsak şayet, bunun sebebi onun Viyanalı olması, epifiz bezinin bildiğimiz aile şeklini almasına kadar, kendisini oluşturan bireylere, toplumun ekonomik-politik-sosyal yapısını yansıtan ve yakın çevrede gerçekleşen bir dizi hukuki kuralı dayatan tarihsel açıdan belirlenmiş bir aileyle ataerkil bir Batı toplu- munda yaşamasıdır. Fakat bu türden bir aileyi bilmeyen toplumlar var, çünkü bizimkinden farklı bir epifiz bezine sahipler: Öyleyse diğer epifiz bezleri için bir teori geliştirelim; başka bir deyişle, [Batılı] epifiz bezinin somut çeşitlemelerinin bu tür olasılıklarına dair genel bir teori geliştirelim.
Sayfa 52 - Alfa Yayınları, Çev: Murat Erşen, İstanbul, 2021.
Reklam