Türklerin Güneybatı Asya'ya ayak basmaları, bölgedeki siyasi parçalanmışlığın önünü kesmek suretiyle, Sünni halifeliğin topraklarında uzunca bir süredir yokluğu hissedilen birlik ve istikrarı yeniden tesis etmiştir. İslam'ı yeni benimsemiş olan Türk fatihler, dinlerine sonsuz bir sadakatle bağlı kalmışlar; sarsılmaz bir görev ve sorumluluk bilinciyle, kendilerini halifenin ve İslam dünyasının dini liderlerinin yeni muhafızları sayarak, İslam dinini dahili ve harici tehditlere karşı koruyup kollamayı dini bir vazife bellemişlerdir. Vazifelerini layıkıyla yerine getiren Türkler, siyasi ve askeri alandaki güç ve maharetleriyle, Sünni İslam'ın önünde duran iki ciddi tehdidi -İsmaili halifelerin meydan okumaları, ardından da Avrupa'dan gelen Haçlı ordularının istilaları- sindirip geri püskütmüşlerdir.