Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi ; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık ; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı ,umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu ; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete - özetle ; şu an içinde bulunduğumuz döneme öyle benzer bir dönemdi ki dönemin, sesi en çok çıkan otoriteleri bu günler hakkında -olumlu anlamda da ,olumsuz anlamda da -ancak ve ancak “en “sözcüğü kullanarak konuşulabileceğini iddia ediyorlardı
Bazen bize soruyorlar: ''Bütün okulları birincilikle bitirmişsiniz. Deha seviyesinde bir beyne sahipsiniz. Bilim dünyasında büyük buluşlara imza atmışsınız. Bir bilim adamı olarak kalıp, ilmi buluşlara imza atsaydınız, insanlığa böylece hizmet etseydiniz daha iyi olmaz mıydı?'' diyorlar.
Bizim cevabımız şudur: Bir Üniversitede profesör olabilirsiniz, Nobel ödülleri de alabilirsiniz ama ülkenizin insanı bugün olduğu gibi açsa, sefalet ve zorluklar içerisindeyse, dünyada 300 bin çocuk yoksulluk içinde açlıktan ölüyorsa, sizin Nobel ödülleriniz ne işe yarar?
Davam, Necmettin Erbakan