Yaşar Kemal büyük usta.
İnce Memed gibi bir başyapıtı kendini hiç kasmadan yazmış.
Kartondan karakterler kullanmış. Büyük yazarımız tek boyutlu çalışmayı tercih etmiş o yüzden karakterlerin derinliğine inmeyi kelime israfı saymış olmalı. Abdi Ağa nasıl Abdi ağa olmuş, içinde ne çatışmalar yaşamış gerek var mı? Kötü biri işte yetmez mi?
Betimlemelerin sıkıcılığı konusundaki yıllardan beri süregelen sessiz yakınmayı duymuş ama edebiyat eleştirmenleri vıdı vıdı etmesinler diye bölüm başlarına bir şeyler serpiştirmeye erinmemiş.
İyi de etmiş, üstad nasıl da güzel betimlemiş Çukurova'yı diye yüceltme cümlelerine vesile oldu hiç değilse.
Diyaloglar konusunda okuyucuyu da kendini zorlamamış. Misal:
"Cabbar:
Ali mi? dedi.
Memed:
Ali.
Cabbar:
Bulmuş mu?
Memed:
Bulmuş.
Cabbar:
İşimiz iş desene.
Memed:
İşimiz iş.
Cabbar:
Hemen yola. Öyle mi?
Memed:
Hemen yola."
Ne gerek var yani kim ne söylerken hangi duyguyla içinden ne geçirerek demiş? Zaten hepsi içi dışı bir çocuklar.
Önemli olan olay. Dağa çıkmak filan. Ağalık düzenine karşı çıkmışken, askere polise sıkılan kurşunlara kim ne diyebilir. Uğraşmayın şu eşkıyalarla zaten sevdiği kızı vermemişler, bari dağa çıksın.
Eşkıya diye hor görme garibi kim bilir onun da ne derdi vardır.