Kahramanmaraş merkezli ve diğer illerden de hissedilen depremden etkilenen tüm depremzedelerimize geçmiş olsun. Vefat edenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar, kurtarma görevlilerimize ise kolaylıklar diliyorum. Ülkece geçmiş olsun, Rabbim bir daha göstermesin.
Kitap üç hikâyeden oluşmakta. İlk ve ana hikâye esere de ismini veren Yürekdede ile Padişah, ikinci hikâye Hz. Süleyman ve Kirpi, üçüncü ve son hikâye ise Köyümüze Yağdı Kar isimli hikâyeler.
İkinci ve üçüncü hikâyeler ilk hiķâyeye göre oldukça kısalar. Yani asıl konu ilk hikâyede...
Yürekdede ile Padişah, köyünde Yürek Hasan diye de bilinen tevekkül ve şükür ehli yaşlı bir adam ve karısının yaşayışlarını anlatıyor.
Bir gün Yürek Hasan ve hanımı yaylaya göçleri sırasında tebdili kıyafet gezen padişah ve maiyetindekilerle karşılaşır. Gelenlerin kimler olduğunu bilmeden onları iyi ağırlamak maksadıyla, tek sahip oldukları ve çok sevdikleri develerini yaylaya yürüyerek gitme pahasına da olsa kesip onlara ikram ederler. Duruma vâkıf olan padişah ise Yürekdede'ye cuma günü şehirde padişahın cuma namazını kıldıracağını, onun da oraya gitmesini ve padişahı görmesini söyler. Böylece padişah Yürekdede'nin iyiliğinin karşılığını ödeyebileceğini düşünür. Ama işler hiç de padişahın beklediği gibi ilerlemez. Çünkü Yürekdede isteğini bir ülkeye padişah olandan değil, her şeyin Hâlık'ı olan Padişah'tan istemektedir.
Cahit Zarifoğlu'nun kaleminden yine zarifçe yazılmış ve hikmetle dolu bir hikâye.
Kitapla kalın her dem...
Kıyamet Mevsimleri;
Çocuk: O Kuralsız Yalan
Bir Ninni Bir Yasin
Dönüş
Hınçlı Kızlar Tarihi
Kıyamet ve Dirim Sözleri
olmak üzere beş bölümden oluşmakta.
Ali Emre'nin şiirleri, havaya veya bir kadına söylenen şiirlerden farklı. Bir şey söylüyor onun şiirleri, bir şeylere söyleniyor ya da. Bir şiiri şu şu sebeptense eğer, diğer şiiri bir başka sebepten. Hep aynı şeylere söylenmiyor hep aynı şeyleri söylemiyor da. Bir kaygı, bir dert, bir serzeniş ya da bir mesaj var onun şiirlerinde ve tabi edebîler de...
Alıntılar:
"Ölüm en çok hayatı andırır"
- - - - -
"/Çünkü herkes kendi düşünün kahramanıdır/"
- - - - -
"ve azar azar
unutsa da yeminlerini çocuklar
zaman en bilgili annedir" ¹
"-Ve aşk; herkesin ana dili, biliyorum-" ²
"Az ötede
kalın ve bembeyaz urganlarla
dâra çekilmiş siyah bir Afrika" ³
"Sevmek biraz ölümdür.. hele yaşlandıkça" ⁴
Kitapla kalın her dem.
______________________
Sakız Sardunya, isminden memnun olmayan ve okumayı çok seven küçük bir kızın hikâyesi. İsminden dolayı genel olarak çevresinde alay konusu olması onu kitaplarla daha fazla dost olmaya ve okumaya yöneltmiştir. Bu zamana kadar bu dostluk onu hem daha meraklı hem de daha bilgili bir çocuk yapmıştır.
Bir gün sürpriz bir şekilde okulun kütüphanesinde parlayan bir küre bulur Sakız Sardunya ve bu küreyle birlikte hiç beklemediği kişilerle tanışır ve onlardan EFHİMA'nın, yani Efsaneler, Hikâyeler ve Masallar Ülkesi'nin hikâyesini dinler. Orası okuyan ve hayal kuran insanlardan beslenen bir ülkedir. Dünyadaki okumanın ve hayal kurmanın azalması EFHİMA'yı kuraklığa ve yok olmaya sürüklemektedir. Bu nedenle Sakız Sardunya oraya bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk onun için hem macera dolu hem de öğretici bir yolculuk olacaktır.
Elif Şafak EFHİMA'nın varlığıyla okumanın önemine dikkat çekiyor. Her ne kadar bir EFHİMA yoksa bile, okunmayan ve hayal kurulmayan bir ülkenin çölleşmeye ve kuraklığa yenik düşecenin de mesajını veriyor.