Emre

Emre
@Maven
Malınızdan mülkünüzden verdiğinizde pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
her şeyden önce, sevgi iki kişi arasında ortak bir yaşantıdır. ama ortak bir yaşantı olması, ikisi için de benzer bir yaşantı olduğu anlamına gelmez. bir seven vardır, bir de sevilen. ama bunlar başka başka diyarların insanlandir. sevilen çoğu zaman sevenin içinde uzun zamandır saklı duran sevgi için yalnızca bir uyarıcıdır. her nasılsa, seven de bilir bunu. rahunda sevgisini eşsiz bir duygu olarak algılar. tuhaf, yeni bir yalnızlık duymaya başlar. ona acı veren de bu duygudur işte. bu yüzden, sevgi elinden geldiğince içinde barındırılmalı, kendisine yepyeni bir iç dünya yaratmalıdır. kendisiyle bütünleşen, yoğun, tuhaf bir dünya... şunu da ekleyelim: söz ettiğimiz bu seven kişinin nişan yüzüğü almak için para biriktiren bir delikanlı olması gerekmez. seven kişi erkek, kadın, çocuk ya da yeryüzünde yaşayan herhangi bi insan olabilir. sevilen de her türlü tanımlanabilir. en olağandışı kişiler bile sevgi için bir uyarıcı olabilir. eli ayağı tutmayan bir büyük büyükbaba yirmi yıl önce bir gün öğleden sonra cheehaw sokaklarında gördüğü tuhat bir kızı hâlâ seviyor olabilir. bir rahip, kötü yola düşmüş bir kadını sevebilir. sevilen, düzenbaz, saçı başı pislik çinde, hatta kötü alışkanlıklar edinmiş birisi olabilir. evet, seven de herkes kadar görebilir bunu; ama sevgisinin gelişimini zerre kadar etkilemez böyle olması. en sıradan birisi coşkun, ateşli ve bataklıktaki zehirli zambaklar kadar güzel bir sevginin nesnesi olabilir. iyi yürekli birisi gerek amansız gerek rezilce bir sevgiyi uyarabilir. abuk sabuk konuşan bir deli, başkasının yüreğinde yalın, duygulu bir şiir yaratabilir. demek ki, sevginin değerini, özgünlüğünü yalnızca seven belirler. işte bunun içindir ki çoğumuz sevilmektense sevmeyi yeğleriz. hemen herkes seven durumunda olmayı ister. derin bir gizeme
Sayfa 27·Kitabı okudu
Dünyanın ilk ticari demiryolu 1830’da İngiltere’de yapıldı. 1850’de batı ülkeleri neredeyse 40 bin kilometre demiryoluyla baştan başa örülmüşken, Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın tamamında yalnızca 4 bin kilometre ray döşenmişti. 1880’de batı, 350 bin kilometreden fazla demiryoluna sahip olduğunda, dünyanın geri kalanında bu rakam yalnızca 35 bin kilometreydi (bunun büyük kısmı da İngilizlerin Hindistan’da inşa ettikleriydi). Çin’deki ilk demiryolu ancak 1876’da açılabildi. Uzunluğu 25 kilometreydi ve Avrupalılar tarafından yapılmıştı. Ertesi yıl Çin hükümeti bu demiryolunu yok etti. 1880’e gelindiğinde Çin İmparatorluğu’nda tek bir demiryolu bile yoktu. Türkiye’de ilk demiryoluysa 1858’de açıldı; İzmir’i Seydiköy’e bağlayan hat, daha sonra Aydın’a kadar uzatıldı. Bir İngiliz şirketi tarafından inşa edilmişti ve İngilizler işletiyordu. Kurulduğu 1923’te, Britanya’nın üç katından fazla toprağı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde 4 bin kilometreden az demiryolu vardı. Çinliler ve Türklerin elinde buhar makinesi gibi teknolojik yenilikler bulunuyordu (bunlar bedavaya kopyalanabilen veya satın alınabilen şeylerdi). Öte yandan, Batı’da ortaya çıkması ve olgunlaşması yüzyıllar süren değerler, mitler, hukuki araçlar ve sosyopolitik yapılar bu ülkelerde mevcut değildi ve bunlar kolayca kopyalanıp içselleştirilemiyordu. Fransa ve ABD İngiltere’nin hemen arkasından hızlıca ilerleyebildi çünkü Fransızlar ve Amerikalılar, zaten İngiliz mitlerinin ve toplumsal yapılarının en önemli kısımlarını paylaşıyorlardı. Çinliler ve Türkler ise hem farklı biçimde düşündükleri hem de toplumlarını farklı şekillerde örgütledikleri için farkı bu denli hızlı kapatamadılar. Bu açıklama 1500’le 1850 arasındaki döneme ışık tutuyor. bu dönemde, Avrupa’nın Asya’ya göre belirgin bir teknolojik, siyasi,
Sayfa 280·Kitabı okudu