Kurtuluş'tan (salut) neyi anlıyoruz?
Bize göre kurtuluş, tarih ve insanlıkla birlikte, tarihin ve insanlığın var oluş sebeplerini içinde bulacakları bir Mutlak'a bağlanmaktan ibarettir. Aklı başında bir insanlık, kendisini asla gayesi ve gerçekleştireceği mukadderatı olmayan bir varlık olarak düşünemeyecektir. Kendi gayesini bilecek noktaya erişmese bile o, sanki bu gayeye arka arkaya gelen nesillerin sonsuzluğunda ulaşılacakmış gibi hareket edecektir. Böyle olunca, ahlâki şahsiyet, kendi varlığını bu ideali gerçekleştirmenin bir vasıtası olarak kabul edecektir. İnsanın [işi], görevi (mission) zordur. Gerçekte bu hayatta, Schopenhauer'ın haklı olarak işaret ettiği gibi, bize gerçek olarak verilenin hepsi de kötülüktür. Zevk ehli adam, bir vehme aldanmıştır. Şu fani varlığımıza, şu sefil şekilde yerlerde sürünen gölgeye bakarak şöyle demek lâzım: "Var oluş bir kötülüktür; varlık, var olmaması gereken bir şeydir". Bu yüzdendir ki aramızda en güçlü olanlarımız, kendilerini kendi iradeleriyle yokluğa adadılar: Kendi hareketlerinin gayesini yine kendisinde sanmaktan ibaret olan bu ebedî aldanışın farkına varanlar, hareketlerini kâinatın sonsuzluğuna fırlattıkları için daha aydın görüşlü oldular.