Dilara

Biz, çoğumuz, ağacından ham koparılmış bir elma, bir portakal gibiyiz. Şekli karar bulmuş, fakat içine tam lezzet gelmemiş bir elma, bir portakal. Halbuki elimizde tutup evirip çevirdiğimiz bu portakal ve elmadan asıl maksut olan, lezzet değil midir? O lezzet ki elle tutulmaz, gözle görülmez. İşte insandaki hakîkî mânâ da, portakaldaki çeşni gibi çok, pek çok gizli. Fakat onu elde etmek, onu bulmak lazım.
Sayfa 43
Reklam
Bence şekil ve sanat, mânâyı ziynetleyen bir kaptır. Mânâ, şekil perdesi altında gizli olduğu için göz, iç kıymetini görmüyor da, dış tezahürlerini görüyor. Rûhu görmeyip, cesedi gördüğümüz gibi.
Sayfa 42
Ben, etiyle yaşayan bir kadınla değil, içiyle yaşayan bir kadınla evlenebilirdim. Fakat bu yüksek kadın tipi, bizim muhîtimize sokulamıyor, onu arayıp ele geçirmek için de ben vakit bulamıyordum. Daha doğrusu içimde, evlenmeye baskın gelen îzâhı müşkül zevkler, annemin kemâli dünyasına doğru kanat açan mukāvemet edilmez istekler uyanmıştı.
Sayfa 32
Yani her sabah yedide kalkıp sekizde derse koşmasaydı, rahat yaşamaya boş vermek zorunda kalmasaydı, bütün hayatınca paraya boş vermek zorunda kalmasaydı ve bazı şeylerin anlaşılmasını sağlamak için de sonunda ölmek zorunda kalmasaydı. 10 Ağustos 1967'de yapılan törenden sonra herkes gibi, herkesle birlikte salondan ayrılsaydı; çoktandır görmediği birçok tanıdığı, ahbabı görmek için böyle bir fırsat çıkmış olduğuna sevinseydi. Sonra da Jale Hanım'ın kullandığı arabasına binerek Ortaköy'deki evine yollansaydı, bunca üzüntü, sıkıntı ve hastalığa mal olan kendi evinde ilk defa istediği gibi biraz dinlenebilseydi. Meselâ Cahit Arf da gelmiş olsaydı, çoğu insana anlatamadığı düşüncelerini, duygularını ona söyleseydi Mustafa Bey, ona dertlerinden yakınsaydı. Cahit Arf da, her zamanki gibi, sen de rahatına çok düşkünsün Mustafa deseydi. Mustafa İnan da kendini savunmaya çalışsaydı: Benim gibi sıkıntı içinde büyümediğin için bilmezsin Cahit, deseydi; artık yoruldum, kendimi çok zayıf hissediyorum, nedir bu başıma gelenler? Ölecek miyim nedir? Ve bunun üzerine Allah göstermesin Mustafa denilmeliydi ona, o ne biçim söz? Allah göstermesin."
Sayfa 252