Aslında herkesin çok özel bir hayat hikayesi vardır. İş sıra dışı şeyler yaşamakta değil , ne yaşıyorsan onu hissederek hayatı bir peri masalı gibi yaşayabilmektir. Peri masalarında da kahramanlar hep keyif yapmaz ,sürekli mutluluk içinde yüzmezler; mutluluğu yakalayabilmeleri için çoğu zaman acı çekmeleri çok çalışmaları hatta hayatla kıyasıya mücadele etmeleri gerekir. Büyü sadece masalın sonunda onlar murada erip kerevete çıkınca değil, masalın en başında başlar. Bizler prenses acılar içinde kıvranırken bile farkederiz o büyüyü. İçimizden prensesin yerinde olmak geçer ama amacımız acı çekmek değildir masalın içindeki büyüye kaptırırız kendimizi.
''Irmaklar gibi kan akıtan nice insanlar var ki kahraman diye taç giymişlerdir! Memleketin kurtarıcısı diye omuzlarda taşınmıştır. Tarih onlardan cani diye değil kahraman diye bahseder. Söyler misin bana , onlar kan dökme hakkını kimden almışlardı?''
''Ya ben yanılıyorsam? Ya İnsanoğlu bütün insan soyu gerçekten aşağılık değilse? O zaman insanları 'iyiler' ve 'kötüler' diye iki sınıfa ayırmamız gerekir...''
Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir, adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılmadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.
Pascal