Uzun zamandır okuduğum en etkileyici kitap. Bilinçaltının yaşamımızdaki rolünden bahsedilmiş. Bilinç yoluyla inandığımız her düşüncenin bilinçaltı tarafından sorgusuz sualsiz kabul edilişi, yanlış düşünce kalıplarının insan vücudunda nasıl hastalıklara sebep olduğu ve doğru tekniklerle bunun nasıl döndürülebildiği gibi konulara yer verilmiş. Kitap 20 bölümden oluşuyor her bölümün sonunda o bölümün özeti niteliğinde bir sayfa var.
Peki bilinçaltı nasıl kullanılmalı? Bilinçaltının gücü nasıl açığa çıkarılmalı? Zorlamasız safiyane inançla. Kitapta özellikle vurgu yapılan kısım; inanmak. "Neye inanıyorsanız, o'sunuz." Bilinçaltına ulaşmak için bilincin en az aktif olduğu anlar seçilmeli. Uykuya dalmaya yakın zamanlar ve uyandıktan sonraki anlar. Vücudun gevşemeye başladığı zamanlar. Bu anlarda istediğiniz dileğin gerçekleştiğini hayal edin, bununla ilgili bir resim canlandırın gözünüzde ya da bir sahne, filmlerdeki gibi. Ya da olumlama yoluyla bir şeyin olduğunu kabul edin. Olmuş gibi hissedin.
Kitap önce beynin nasıl çalıştığını ve aslında bunun dua ile bilimsel açıdan nasıl bağlantılı olduğunu anlatmış. Sonra da yukarıda bazı örneklerini verdiğim gibi teknikler göstermiş. Bu tekniklerin özü acele etmemekten ve rahat olmaktan geçiyor. Bir de aksi durumlara zihni kanalize etmemekten. Bununla ilgili klişe bir örnek: size siyah fil düşünmemenizi söylersem zihninizin yapacağı ilk şey siyah fil düşünmek olur. Bu yüzden olumsuz bir ifadenin asla dile gelmemesi önemlidir. Yapamazsın, başaramazsın, istediğini alamazsın, kolay para kazanamazsın, mutlu ilişki yaşayamazsın, sağlıklı olamazsın.. kalıplarıyla çevrelendik. Bazılarına inanıp bilinçaltımızı inandırdık. Bilinçaltı neye inanırsa sonucun o yönde olması için çalışır. Sonra başımıza gelen herşeyin kader olduğuna hükmeder