#türkühikayesi #mağusalimanı
Merhaba sevgili arkadaşlar. 🙋🏻♀️ Çok beğendiğim bir söz ile başlamak istiyorum hikâyemize..
Türküler yüreğimizin dili, başımızın sevda yelidir. Anadır, bacıdır, kardeştir, gurbete gidip dönmeyen oğul, hasret çeken yavukludur, Anadır, Anadolu’dur türküler"
🍀🍀
Arap Ali 1914 yılında Kıbrıs’ın Magosa kentinde, Arnavut Mahallesi’nde dünyaya gelir. Büyüyüp delikanlı çağına varınca, ele avuca sığmayan, tuttuğunu koparan, yemeye içmeye düşkün olan, biraz da hovarda biri olup çıkar. Yüreği insan sevgisi ile dolu olan Ali, daima haklının yanında yer alır. Arap Ali bir gün Poli köyüne gider, dolaşırken ayakla taş oynayan bir kıza gözleri takılır. Bu kızın, yeşil gözleri ve kumral olan saçları Arap Ali’nin gönlüne ışık saçar. O anda kalbinin heyecanlanla çarpmasıyla 13 yaşındaki Seniha’yı kendisine eş yapmak için annesine koşar ve Seniha hemen istenir, ardından güzel bir düğünle dünya evine girerler. Ali de babası ve amcası gibi limanda hamal olarak çalışır. Güçlü kolları ve çevik vücudu ile işini iyi yapan genç adam, babası gibi hamal başı olur.
Takvimler 1943’ü gösterirken, Alman harbi başlar İngiliz’ler tetikte, her yerde silahlı İngiliz askerleri dolaşır. İngiliz askerleri Kıbrıs’ın her köşesinde adım adım yer almaktadır, Arap Ali işi gereği limandan limana gitmekte, her gittiği limanda ise meyhanelere uğramaktadır.
Yine böyle bir gece, Arap Ali işini bitirip gittiği meyhanelerden birisinde İngiliz askerleri de yiyip içmektedirler. Askerler Kıbrıs halkı ile alay edip, etraftaki insanları rahatsız ederler. Buna dayanamayan Ali, 7 İngiliz askerine dönüp, bakışlarının bütün ağırlığını onların üzerine bırakır. Askerlerde Ali'nin bakışlarını hissetmiş olacaklar ki, hepsi birden Ali ile gözgöze gelir. Grubun lideri olan ayağa kalkıp, "Ne o bizi mi