F. A.

Bütün hikayeler evrenin yaratılış hikayesine benzer, o anda orada kimse yoktur, kimse tanık olmamıştır ama yine de olanları herkes bilir.
Sayfa 267·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zamanın Ayarı: İnsan
9/10
·395 syf.··
Beğendi
·
2019 17. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2019 00:12
Çocukken masallarla öğrenen insan, büyüdüğünde de misallerle daha iyi anlayabiliyor. Saygı duyulması gereken zekalar, güzel bir kurguyla büyük bir evreni size sunabiliyorlar. Kurmacanın bu büyülü dünyasını kullanan Tanpınar da bize, bir enstitü üzerinden dünyayı ve insanı anlatıyor. Derinliği ve felsefesi olan bir roman, aynı zamanda oluşturduğu evren, merakınızı çekecek bir ilgi değerine sahip. Anlatım hususunda; bazen kıvrak bir zekanın muzip mizahını, absürt komedisini görürken bazen de gerçekle gerçeküstüyü yumuşak geçişlerle birbirine bağlayan, ustaca yapılmış metaforik ve simgesel bir anlatımla karşılaşıyoruz. Ancak bu anlatım öyle zorlayan bir anlatım değil. Aksine zekice yapılan mizahi bir anlatımı olduğu için bol bol ‘bıyık altı’ güldürüyor ve kendini sevdiriyor. Bu mizah ve absürt komedi yanı okurken ara ara aklıma Salah Birsel’in Dört Köşeli Üçgen kitabı geldi. Bence bu iki kitabın akrabalık ilişkisi var :) SAE kitabını okuyup beğenenler, bu kitabı da beğeneceklerdir diye düşünüyorum. “Saatleri Ayarlama Enstitüsü her şeyden evvel kendisine inanılmağa muhtaçtır.” Tanpınar, daha iyi anlayalım ve bu enstitüye inanalım diye uzun bir ön hazırlık yapıyor. Futboldaki olgun atak girişimi için yapılan uzun hazırlık pasları gibi epey top çeviriyor ve sonra anlatıyor enstitüyü. Bu yüzden SAE son 150 sayfada anlatılıyor aslında. Onun öncesinde karakterlere derinlik kazandırılıyor. Romandaki anlatıcı Hayri İrdal, diğer önemli karakterse Halit Ayarcı. Halit Ayarcı, hayata nizam verip insanlara ‘ayar’ çekmesini bilen, onlara gerçekten öte, kulağa hoş gelen, duymak isteyecekleri yalanları söyleyen, ilm-i siyaseti iyi ezber etmiş birisi. Bu yüzden ad-soyad seçimi roman geneline bakarsak oldukça manidar. Elindekini çok iyi pazarlayan iyi
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
8/10
·400 syf.·
2015 58. kitabı
İlk defa bir kitap incelemesi yaparken cümlelerimi toparlayamıyorum. Çünkü yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. Limon Ağacı, bir Yahudi kızı olan Dalia ve Arap genç Beşir' in dostluğunu anlatıyor. Ortadoğu' nun kalbi ve iki farklı aileye meyve vermiş bir limon ağacı. Çok uzak bir tarihi anlatmıyor kitap. 1967 yılı Altı Gün Savaşları. Altı günde işgal edilen bir devlet ve apar topar sürgün edilen bir halk. Bir tarafta İsrail işgaliyle ülkesinden sürgün edilmiş Beşir, öteki tarafta Nazi katliamından kaçmış Dalia. Farklı zamanlarda aynı evde yaşamış, aynı ağaçtan limon toplamış iki dost. Yazar kitap için gerçekten çok büyük araştırma yapıp, emek harcamış. Yazarın tarafsızlığı ve kitabın sonundaki kaynakça bunu bariz ortaya koyuyor. Kitabı okuyan herkesin İsrail -Filistin çatışmasında çok fazla bilgi sahibi olacağını düşünüyorum. Çünkü belgesel şeklinde yazılmış bu kitap, roman değil de tarih okuduğunuzu düşündürtecek. Çok fazla ayrıntıya girmiş bu konuda. Yazar, Filistin halkının haklı direnişini ve İsrail halkının çoğunluğunun barış yanlısı olduğunu anlatıyor. Adolf Hitler ve Nazi katliamından dolayı çok büyük acılar çekmiş olan İsrail, bunları başka bir halka yaşatıyor. Kitapta Filistin halkına yaşattıkları için çoğu insanın nefretine hedef olan İsrailli yahudilerin içimi burkan da bir paragrafı var ; "Bizler kırmızı sakallı , çarpık bacaklı vs. yahudiler nihayet artık ırkımızdan dolayı hor görülmeyeceğimiz , aşağılanmayacağımız yaşam alanlarındayız." Bu paragraf yıllarca Nazi canavarlarından işkence görmüş bir halkın satın aldıkları ve nihayet huzur içinde yaşamayı istediklerini, bu sebepten topraklarını Filistin halkına bırakmamaları gerektiğini gösteriyor... Kısacası tavsiye ederim.
Tarih
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,9bin okunma
Türkü Hikayesi
#türkühikayesi #mağusalimanı Merhaba sevgili arkadaşlar. 🙋🏻‍♀️ Çok beğendiğim bir söz ile başlamak istiyorum hikâyemize.. Türküler yüreğimizin dili, başımızın sevda yelidir. Anadır, bacıdır, kardeştir, gurbete gidip dönmeyen oğul, hasret çeken yavukludur, Anadır, Anadolu’dur türküler" 🍀🍀 Arap Ali 1914 yılında Kıbrıs’ın Magosa kentinde, Arnavut Mahallesi’nde dünyaya gelir. Büyüyüp delikanlı çağına varınca, ele avuca sığmayan, tuttuğunu koparan, yemeye içmeye düşkün olan, biraz da hovarda biri olup çıkar. Yüreği  insan sevgisi ile dolu olan Ali, daima haklının yanında yer alır. Arap Ali bir gün Poli köyüne gider, dolaşırken ayakla taş oynayan bir kıza gözleri takılır. Bu kızın, yeşil gözleri ve kumral olan saçları Arap Ali’nin gönlüne ışık saçar. O anda kalbinin heyecanlanla çarpmasıyla 13 yaşındaki Seniha’yı kendisine eş yapmak için annesine koşar ve Seniha  hemen istenir, ardından  güzel bir düğünle dünya evine girerler. Ali de babası ve amcası gibi limanda hamal olarak çalışır. Güçlü kolları ve çevik vücudu ile işini iyi yapan genç adam, babası gibi hamal başı olur. Takvimler 1943’ü gösterirken, Alman harbi  başlar İngiliz’ler tetikte, her yerde silahlı İngiliz askerleri dolaşır. İngiliz askerleri Kıbrıs’ın her köşesinde adım adım yer almaktadır, Arap Ali işi gereği limandan limana gitmekte, her gittiği limanda ise meyhanelere uğramaktadır. Yine böyle bir gece, Arap Ali işini bitirip gittiği meyhanelerden birisinde İngiliz askerleri de yiyip içmektedirler. Askerler Kıbrıs halkı ile alay edip, etraftaki insanları rahatsız ederler. Buna dayanamayan Ali, 7 İngiliz askerine dönüp, bakışlarının bütün ağırlığını onların üzerine bırakır. Askerlerde Ali'nin bakışlarını hissetmiş olacaklar ki, hepsi birden Ali ile gözgöze gelir. Grubun lideri olan ayağa kalkıp, "Ne o bizi mi
1000Kitap