Sanat ve edebiyatla uğraşanların çoğu gibi, ben de kendimi karıncaya olduğu kadar ağustos böceğine de yakın hissediyorum ve birbirin yaptığı işi diğerinden daha saygıdeğer bulmaktan kaçınıyorum.
Halide Edib’in kalemi ile ortaokul yıllarımda tanışmıştım ve hâlâ hiç değişmedi çok sevdiğim kalemlerdendir. Kitabımız mektuplardan, telgraflardan oluşuyor. Bu mektuplar hep bir kişiden olmaması objektif bakabilmemizi sağlıyor. Handan karakterimiz kafada oluşan idealize müslüman kadın tipini yıkan bir karakter. Felsefe, edebiyat, bilim, siyaset her alanda bilgili konuşmayı seven bir karakter. Diğer bir kafadaki idealize kadın tipini yıkan özelliği ise aşka, tutkuya bağlı ve aldatan bir kadın tipi görüyoruz zamanına göre çok cesur bir kitap.
Kitabın konusuna çok değinmeyeceğim ama Neriman ile Handan’ı kıyaslayacak olursam Neriman idealize edilmiş, melek gibi bir kız, felsefe konuşulunca uykusu gelir diğer konularda konuşmayı pek sevmez, evine bağlı bir kadın. Kısaca birey olmayı tam becerememiş. Handan tam onun zıddı bir kadın. Bir tarafı Çalıkuşu’ndaki Feride gibi Anadolu’yu gezip halkı eğitmek istiyor bir tarafı Eylül adlı kitaptaki Suat gibi. 1912’de yayınlammış olan bu roman erkek okuyuculara şaşkına çevirmiş. O zamana kadar hiçbir kadın yazar, ne şiirde, ne romanda, ne makalede aşktan bu kadar cesurca söz edememiş.
________________________
Selim İleri’nin gazete yazsısından ;
“Handan ’ın hayranı Yakup Kadri o günlerde bu romanın kahramının gerçek hayatta yaşamışcasına canlı bulduğunu yazar. Halide Edib sinirlenince bir anlam verememiş sonra Handan’ın Halide Edib’ten çok şeyler içerdiğini öğrenerek kırdığı potu anlayacaktır. ”
________________________
#alıntı
“Ben artık zelil ve sefil bir günahkar oldum. Ben artık tarihin en melun çehresi Yahuda’ya bir nazire oldum. Yahuda nasıl dünyanın pek muazzez bir simasını, efendisini birkaç dinar için sattıysa ben de dünyanın beni çok sevmiş bir ruhunu, o ruhun hududu olmayan emniyetini, muhitini sattım, dünyada en çok
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
H. Bal’a göre “Her
ne kadar bir birey ya da bireylerden oluşan bir grup tarafından işlense de suç bireysel değildir; suçu yaratan nedenler toplumsaldır. ” Yaşar Kemal’in bu eserinde toplumun hurafelerle, rüyalarla, töre ve namus kavramı ile bir çocuğu cinayete ikna etmelerini ve bu cinayeti gerçekleştirmelerini anlatıyor. Bu roman da kurbanımız Esme maalesef. Ataerkil toplumlarda bilirsiniz namus denildi mi akla kadın gelir erkeğin her şeyi yapması mübahtır hatta övgü alır ama kadın olunca her türlü kötü muameleyi görür. Hatta canına kast edilir. Bu kitapta da Esme sadece kadın olduğu için bütün kötü muameleye maruz kalır ve canı alınmasını ister toplum bunun için Hasan’ı seçerler. Kitap 1976 'da ilk basımı yapılmış aradan yıllar geçmiş bu cümleyi çok sık kuruyorum ama pekte bir şey değişmemiş bu toplumda. Esme’ye hep sarılasım yanında durasım geldi. Onun sesi olasım geldi.Yaşar Kemal’in betimlemeleri yine harikaydı. Kişi ruh tasvirleri de iyidi. İçerisindeki ve kapaktaki resimler Abidin Dino'ya ait . Beyaz perdeye uyarlanmış bir film izlerim belki ama sinirlerimin gerileceğini biliyorum. Yazarın kendi hayatından da izler bulunan ve kendi hayatından esinlenerek yazdığı bir kitap. Yan karakter olarak kitapta kendini gösteriyor yazar.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma