Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin güneş gibisin bazen...
Öyle güzel ki uçmak...Öyle güzel ki tüyden hafif,uçurtmadan serseri,buhardan oynak,toz zerresinden kıvrak,kar tanesinden savruk olabilmek gökkubbede.Niyetim daha,daha da yükseklere çıkmak.Niyetim gıpgri gökyüzünde fersah fersah yükselip sapsarı güneşin gölgesine değerek,bembeyaz bulutların üzerine çıkıp bağdaş kurmak ve bir de oradan bakmak dünyaya...
Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
Ne kapanan kapılar,
Ne yıldız kayması gecede,
Ne ceplerde tren tarifesi,
Ne de turna katarı gökte.
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
Duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
Hüznün arması ayrılık.
O küçük ölüm!