Çok akıcı bir şekilde ilerliyor, bir günde bitirebilirsiniz.Betimlemeleri çok beğendim öyle ki Ağrıdağının eteklerinde kavalcılar çalarken çayımı yudumlamak istedim…Burnumda hep ilkbaharda taze bitmiş ot kokusu.Kitap boyunca bu koku hiç gitmedi… İçimde bir özlem dalgası yayıldı dağlara, ovalara, göllere…
Bir aşk ki çok büyük engellerle savaşıyor.. Gülbahar’ın başlattığı ve yine emek vererek yaşatmaya çalıştığı aşk sonrasında Ahmet’in de Ağrı dağına (ölüme) gitmesi… İkisi de kavuşmak için, engelleri ortadan kaldırmak için büyük çaba sarf ettiler. Engeller kalktı, sonra ?
Sonrasında işte hayata dair muazzam bir gerçeklik payı;
Dışarıdan olan engeller iki aşığı yalnızca birbirine çeker.Birbirlerine kavuşma isteği daha da artar. Peki engel içerden olursa?
Dış engelleri aşan Ahmet ve Gülbahar arasında şunu görüyoruz: İnsan içindeki şüphe ve engeli aşamadıktan sonra aşkta saadete kavuşamıyor. Ahmet “Nasıl kurtardın beni Gülbahar ?diye haykırırken içindeki gamı dile getirdi. Duvarı nem insanı gam yıkar.
Şayet Gülbahar’ın doğruyu söylemesini dilerdim zaten Ahmet hissetti içten içe ancak ondan duymak istemiş olabilir. Onu kaybetmemek için çabaladıkça kaybetti. Ah Gülbahar… Ağrıdağı deyince aklıma hep siz geleceksiniz .
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma