Bütün kalbimle kendimi unutmak uykusuna teslim etmeyi istiyordum. Unutmak mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim; benliğimi hissedemez olacağım noktaya varsaydım. Mümkün olsaydı da bir mürekkep damlasında, bir ezgide ya da renkli bir ışık hüzmesinde eriyip gitseydim. Sonunda dalgalar ve şekiller öylesine büyüyüp şiddetlenseydi de hepten yok olup kaybolsalardı. İşte o vakit dileğime kavuşurdum.
Biraz iyileşince çekip gitmeye karar verdim. Öleceğini anlayan uyuz bir köpek gibi, öleceğine yakın bir yerlere saklanan kuşlar gibi gidip kayıplara karışayım, dedim.
Bir bakışı; felsefenin bütün sorularını, ontolojinin bütün muammalarını çözmeme yeterdi. Bir bakışı, benim için sır düğümü olan her şeyin kapısını açardı.