“with all my time and all my fights in search for truth,”ve kendimi. -İnsan kendini insanda bulur.-Yalnızlık güzel şey ama aşk kadar değil. “Mais je ne sais plus aimer” Öğreneceğim. Çünkü sevmek bir sanat. Bilirsiniz, bildiklerinden şüphe ettiğiniz yaşlar vardır. Bu birkaç yıl onlardandı. Neyseki, “Şüphe tek gerçektir” ve öğrenmek yaşamın yegâne kuralı. Cehalet mutluluğunu istemiyorum bilmenin getirdiği ıstıraplar kâfi. Akreplikten herhalde. Zamanın birinde bir kız varmış. Ve şöyle yazmış; kadınlar olarak çocukluğumuzdan beri başkalarını mutlu etmeyi öğreniyoruz. Güzel ol, sessiz ol, eğlenceli ol. Tıpkı onun istediği gibi ol. Böylece sadece hoşnut etmeye çalıştığımız kişilere hoş görünen kısımlarımızı göstermeyi öğreniyoruz. Ama diğer kısımlarımız hâlâ orada duruyor. Göz ardı ediliyor, reddediliyor, güzel bir gülümsemenin ardına saklanıyor. İyi bir kız aslında biraz.. korkaktır. Bu korkaklık yalancılıkla veya utangaçlıkla karıştırılmamalıdır. İçindeki suçluluk duygusunu alt edemeyene, toplum baskısına boyun eğene, boşluk hissini nasıl tamamlayacağını bilmeyene, varoluşsal sancıları günbegün artana, öfkesini sözcüklerle ifade edemeyince el kaldırana, zalime zulme göz yumana ve sevdiğine sevdiğini söyleyemenlere de korkak denmez mi? Herkes her şeyden korkarmış biraz. Bunu sonradan öğrendim. Kısmen de olsa, Cesur olalım ( kötü olmadan) Kendimiz hakkında güzel konuşalım. Kendimizi sevelim.. abartmadan, narsistleşmeden ;) The eyes shout what lips fear to say. gözlerini kaçırmadan.. That’s Life. Fevkâlade ve karışık. Bir garip aysimâ bırakıyorum buraya, Muammâ.
"Biliyorsun o böğürtlenleri almak için duvarlara tırmanır, bir yerlerden atlar ve mutlaka bir yerlerimi çizip dizlerimi kanatırdım. Sonra yanıma gelip cebinden çıkardığın peçetelerinle, o küçük ellerinle yaralarımı temizlerdin. Sen hep benim acıyan yerlerime dokundun, beni hep yaralarımdan sevdin."