KUM ( HUGH HOWEY )
Bir bilimkurgu okumayalı uzun zaman olmuştu. Açıkçası İthaki'nin kitabı çıkardığı ilk zamandan beri okumayı merakla bekliyordum çünkü konusu bi' hayli dikkatimi çekmişti.
Sizlere de konusundan kısaca bahsetmem gerekirse,
Eski dünya kumların altına gömülmüş, artık insanlar yeni dünyada her tarafı kaplayan kumulların üzerinde yaşamaya başlamıştı. Bu durum insanların yaşamını ve yaşam şartlarını değiştirmişti.
Baş karakterlerimizden biri olan Palmer ise değişen bu dünyada, tıpkı onu terk eden babası ve birçok kişi gibi kum dalgıçlığı yaparak geçiniyordu. Kitap, Palmer ile arkadaşının yüksek miktarda para kazanacağı bir dalışa gitmesiyle başlıyor ve olaylar bununla birlikte gelişiyor.
Benim kitap hakkında düşüncelerime gelirsek genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim.
Kitap ağırlık olarak bilim-kurgu olsa da bana göre kitap, aile dramı ve bilimkurgunun karışımı gibiydi. Son 100 sayfada ise macera ve aksiyon kendini belli ediyordu.
Benim için bilim-kurguda betimlemeler kitabın bel kemiğidir. Konuyu da göz önüne alırsak böyle bir konunun kelimelerle resmedilmesi kolay bir iş değildir. Ustalık gerektirir. Yazar da betimlemeri ve terimleri gayet iyi kullanmıştı. Okurken gözümde canlandırabildim. Ama burası tamamen öznel çünkü herkeste aynı etkiyi bırakmayabilir. Benim için yeterli olduğunu söyleyebilirim en azından.
Pek de hızlı olmayan tempoda ilerleyen ama sıkılmadığım, merak uyandıran bölüm sonlarıyla birlikte son 100 sayfaya kısa sürede ulaştım. Son yüz sayfada ise olaylar hızını artırdı ve merak duygusu şiddetini artırdı. Son 50 sayfadan sonra ise okuduğum her satırla birlikte endişelenmeye başladım. Yazarın sonunu aceleye getirmesinden korktum. Olayların ortasındaymış gibi hissediyordum ve kitap bitmek üzereydi.
Sonu okuduğumda gerçekten de
Derinlere gömülü pek çok paslı kalp vardı. Onları dışarı çıkarıp yağlamanın, zımparalamanın, bir daha asla olmayacakları bir şeye dönüştürmeye çalışmanın nesi sağlıklıydı?