Orwell bu kitabında aslında bir masal anlatmıyor; hepimizin çok yakından bildiği güç, iktidar ve manipülasyon döngülerini hayvanların üzerinden yeniden kuruyor. Bu da kitabın hem okunmasını kolaylaştırıyor hem de altında yatan sert eleştiriyi daha da görünür kılıyor.
Kitap boyunca “özgürlük” ve “eşitlik” vaatlerinin nasıl adım adım içinin boşaltıldığını görmek çok sarsıcı. Başlangıçta umut veren bir birliktelik, zamanla korku ve baskıya dönüşüyor. Ve sanırım en çok da şu çarpıyor okurken: Değişen sadece yüzler, ama düzen hep aynı.
Kendi adıma kitapta en etkileyici bulduğum şey, Orwell’ın ne kadar sade bir dille bu kadar büyük bir eleştiri sunabilmesi. Hiç dolandırmadan, hiç süslemeden… Ama okur olarak sen yine de sayfaları çevirdikçe için sıkılıyor, çünkü anlatılanların gerçekte de karşımıza ne kadar çok çıktığını fark ediyorsun.
Kısacası Hayvan Çiftliği, küçük hacmine rağmen büyük bir çarpıcılığı olan; iktidarın nasıl dönüştüğünü ve insan doğasının karanlık yanlarını yüzümüze tokat gibi vuran bir eser. Okuyup bitirdikten sonra da uzun süre aklımdan çıkmayanlardan…
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · İthaki Yayınları · 2021296,4bin okunma
İnsan üretmeden tüketen tek canlıdır.
Gene de tüm hayvanların efendisidir...
.
.
1945 de yazılan tamamen stalin rejimini ve kapitalist sistemi eleştiren bu kitap da, insanın hala yaşadığı döneme dair bir çok şey bulması, sadece yazarın başarısı mı yoksa değiştirilemeyen sistemin sonucumu düşünülmeli..
Konak çiftiğinde ki hayvanların özgürlük ve eşitliğe dayalı bir gelecek hayaliyle çiftlik yönetimini ele geçirmeleriyle başlayan bu hikayenin her sayfasında çok anlamlı güzel mesajlar bulunuyor
Yazarın betimlemelerindeki ustalık dilindeki yalınlık ve akıcılık hayranlık uyandırıyor.
Mutlaka okunulması üstünde düşünülmesi gereken bir kitap.
Keyifli okumalar.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · İthaki Yayınları · 2021296,4bin okunma
Bildiğimiz gibi Hayvan Çiftliği Orwell’in global ve küreselleşen dünya üzerinde kapalı sosyalistliğin teknik ve pratik olarak imkansızlığını anlatan metaforik ve allegorik tarz niteliği taşıyan bir eseri.Orwell, hiciv ve kinaye sanatına başvurarak Sovyet Diktatörlük Rejimine gönderme yapıyor .Max ‘ın sınıfsız toplumundan Stalin ‘in baskıcı yönetimine varan süreci olay ve kurgu üzerinden mesajlar vermek suretiyle ele alıyor. Hikayede Büyük Şef Karl Max’ı ,Napeleon Stalin’i Köpekler KGB ‘i ,Kartopu Troçki’yi ,Benjamin ise eski nesil insanlarını ve Boksör ezilen,çalışan halkı temsil ediyor .yani hikayede empoze edilen hayvanlar Rus halkının belli kesimlerini temsil etmekteler. Hikayede Napeleon ‘un güce karşı duyduğu aşırı tutkunun yönetimi totaliter bir diktatörlük halini getirmesini ve yapılan şeyin yani gücün istismarının ve kötüye kullanılmasının herşeyin sonunda arzu edilen durumdan uzakta ve düşmanlarına benzemekten başka bir sonuca ulaştırmayacağı vurgulanmaya çalışılıyor.Orwell’in burada anlatmaya gayret ettiği şey ve vermeye çalıştığı mesaj hepimiz tarafından farklı yorumlanabilir .Ben hikayenin edebi yönünden bahsetmek istiyorum.Hikayede olay ve kurgu disyopya türü için oldukça başarılı bir örnek .Okurken karakterler ile bütünleşiyorsunuz , yazar akıcı bir anlatım yakaladığı için bir çırpıda biten çerezlik bir eser oluyor.Ben okurken yer yer farklı duygulara kapıldım bazen güldüm bazen ağlamaklı olup duygulandım bazen de öfkelendim.En etkilendiğim sahne Boksör’ün çiftlikten gönderilmesiydi .Orwell, nihayetinde haklı veya haksız vermek istediği mesaja uygun bir edebi kurgu oluşturmuş ve ortaya yazınsal anlamda herkesin okuması gereken bir ürün çıkartmış .
Şanslıyız ki İkinci Dünya Savaşı sırasında hane halkı evde değilken hava saldırısı sırasında
Hayvan Çiftliği kitabında anlatılanlar okuyan pek çok kişide eminin farklı çağrışımlar yapmış ve tanıdık gelmiştir. Bence bu kitabı herkes okuyup yaşadığı hayatı objektif bir şekilde sorgulamalı.
George Orwell yıllar öncesinden bugünlere bu kadar güzel atıflarda bulunan bir kitabı nasıl yazdı bilemiyoruz. Lakin bir söz vardır "Devir değişse de insan değişmez"diye belki bu kitapta anlatılmak istenen belki de budur.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · İthaki Yayınları · 2021296,4bin okunma
Bir konak çiftliğindeki hayvanların, yönetimi insanların elinden almak istiyorlar. Bunun sebebi ise insanlar tarafından ezilmeleri ve hayvanlara kötü davranmaları. Özellikle konak sahibi Bay Jones'un tahakkümünden kurtulup kontrolü ele geçirip özgür olmak istiyorlardı.
Ama domuzlar yönetimi ele almak istiyorlardı. Diğer tüm hayvanları onlar yönetmek ve getirdikleri kurallara uymaları gerektiğini söylüyordu. Bu istedikleri gibi gitmedi tabi ki.. "TÜM HAYVANLAR EŞİTTİR. AMA BAZI HAYVANLAR DAHA EŞİTTİR"
Kitap oldukça çok akıcı bir oturuşta okuyabileceğiniz ve hayvanlar arasındaki iktidar savaşını derinlemesine hissedeceksiniz.
Son on yedi yılın özeti 152 sayfada anlatılmış. Harika bir baş yapıt. Kokuşmuşluğun yalanın hilenin acımasızlığın kanunsuzluğun tacizin cinayetin nasıl normalleştirildiği, çıkarları doğrultusunda haysiyet ve onurlarını nasıl pazarlandığı, saf duyguların nasıl hiçe sayıldığının göstergesidir.
Eric Arthur (George Orwell) 'e teşekkürler
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · İthaki Yayınları · 2021296,4bin okunma
Selaaam temmuz ayının ilk kitabı ile ben geldim. Bu ay Hayvan Çiftliğini okuma kararı verdim kısaca kitaptan bahsedeyim sonra bana hissettirdiklerini aktaracağım.
Hayvanlar, çiftlik sahibi zalim Bay Jones’un boyunduruğu altında köle gibi yaşamaktadırlar. Şef diye hitap ettikleri yaşlı domuz buna karşı çıkmak için hayvanları gizli bir toplantıya çağırır.
Bu toplantıdan sonra, isyan patlak verir ve bu devrim umduklarından da kısa bir süre içerisinde tamamlanır. Artık en zeki olarak tanımlanan domuzlar diğerlerine önderlik yapmaya başlarlar. İlk iş çiftliğin adını değiştirmektir. İsim kolayca bulunur, sahibi sadece kendileri olan çifttliğin adı bundan sonra “Hayvan Çiftliği” dir.
Süreç içerisinde iki domuz ön plana çıkar. Napolyon ve Kartopu ikisi birlikte “animalizm” adında bir öğreti ortaya koyarlar ve aynı gün “Yedi Emir”i yazıp ahırın kapısına asarlar.
Fakat zamanla devrimin amaçlarından da hızla uzaklaşılmaktadır; başlarda vaat edilen çalışma saatlerinin azalacağı yiyeceklerin artacağı yönündeki sözler gitmiş aksine çalışma saatleri artmış, verilen yiyecekler azalmıştır. Hayvanların eşitliği ilkesine uymayan çeşitli davranışlar da ortaya çıkmıştır bu davranışlar zamanla duvardan değiştirilerek domuzlar tarafından kendilerine uygun hale getirilir.
Tüm hayvanların eşitliği ilkesi yaşlı şefle birlikte toprağa gömülmüştür kısacası.
Okurken bahsi geçen karakterler gözümüzde gerçek siyasetçileri çağırıştırıyor aslında
Öylesine mükemmel anlatılmış ki, hayran kalmamak elde değil. Günümüz siyasetinde yapılan hileler, laf cambazlıkları, çarpıtmalar yalan söylemeler, halka tarihi, yaşanılanları unutturma, provoke etme, düzenleme adı altında siyasilerin kendi çıkarlarını ön plana koymaları, halkın konuşma özgürlüğe el koyma gibi bir çok durumdan bahsediliyor
Her karakterin bir şeyi temsil ettiği bir kitap. Hayvanların sistemi, faşist sistemi temsil ediyor. İnsanların nasıl susturulduğunu, nasıl bize hükmetme gücünü elde ettiklerini hangi yollardan geçtiğini nasıl zamanla yönetimi ve toplumu ele geçirdiğini kısa ve etkili biçimde anlatıyor. Kitabı okurken yüzünüzde hüzünlü bir gülümseyiş ben bunu bir yerden biliyorum düşüncesi var. Başta hayvanların insanlara başkaldırışı sonra kendi aralarında güzel bir sistem kurmalarını okuyorsunuz ve diyorsunuz ki distopyadan ütopyaya geçtik herhalde ama hiç de öyle olmuyor distopyadan daha kötü distopyaya geçiş oluyor. İnsanların hayvanlara yaptığı eziyetlerin daha kötüsünü domuzlar diğer hayvanlara yapıyor. Ve kitabın içinde öyle bölümler var ki nasıl bizim sistemimizin bu hale geldiğini ve neden bir şey yapamadığımızı elimizi kolumuzu nasıl bağladıklarını anlıyoruz. Önce bizim çeşitli vaatlerle ve icraatlarla gözlerimizi boyuyorlar, bize sürekli geçmişte çok kötü hayatlara sahip olduğumuzu ekonomimizin kötü olduğunu onların sayesinde kurtulduğumuzu düşündürüyorlar ki biz de böyle olduğunu düşünüyoruz en başta. Sonra hep bu stratejiyi kullanarak "kurtulduğumuz" hayattan daha kötü bir hayata sürüklüyorlar. Biz de hiç şüphe etmeden geçmişi yapılanları unutarak buna inanıyoruz ve sesimizi çıkarmıyoruz.
Yanlarına kötü kişileri alıp bize, bakın bu iyi insan deyip ödüller veriliyor sonra araları bozulunca ya da artık kendi ideolojilerine ters düştüklerinde aslında onlar kötü insan diyorlar ve düşman ediyorlar. Bunlar da devletler arası sorunlar olarak çıkıyor karşımıza.
Sürekli şu anda da olduğu gibi bazı rakamlar gösteriyorlar rakamları yüksek tutup yemeklerimizi düşük veriyorlar biz az rakam ve fazla yemek istiyoruz ama onlar zaten rakamlarla bizim olması gerekenin üstünde bize yemek
Kitap yazıldığından beri 80 küsür yıl geçmiş ancak hikayesi ne kadar güncel, ne kadar da tanıdık! Eminim okuyan kesimin çoğu aynı hissiyata kapılmıştır. Bu kadar kısa bir kitabın içerik olarak ciltlerce kitaba bedel olması neden bu kadar çok okunduğunun ve beğenildiğinin göstergesi. Kitabı tek cümlede özetlersem; gereğinden fazla gücü domuza bile versen o dahi seni manipüle eder. Ve kitabın en can alıcı cümlesini indirgersem; herkes eşittir ama bazıları daha eşittir!
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · İthaki Yayınları · 2021296,4bin okunma
Çok net, çok açık, mükemmel bir sistem eleştirisi. Dönemine göndermeler yapsa da bence her döneme, her ülkenin politikasına göz kırpan analizler, aforizmalar mevcut.
1903'te Hindistan'ın Bengal eyaletinin Montihari kentinde doğdu. Ailesiyle birlikte İngiltere'ye döndükten sonra, öğrenimini Eton College'de tamamladı. Gerçek adı Eric Arthur olan Orwell, 1922-27 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev yaptı. Ancak, İmparatorluk yönetiminin içyüzünü görünce istifa etti. 1950'de yayımladığı Bir Fili Vurmak adlı kitabı, sömürge memurlarının davranışlarını eleştiren makalelerin derlemesidir. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yazdığı Hayvan Çiftliği, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Orwell'in en çok tanınan yapıtlarından Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, bilim-kurgu türünün klasik örneklerinden biri olmanın yanı sıra, modern dünyayı protesto eden bir romandır. Burma Günleri ise, Orwell'in Burma'daki (bugünkü Myanmar) İngiliz sömürgeciliğini dile getirdiği ilk kitabıdır. Orwell, 1950'de Londra'da öldü.