“Bir keresinde ona, nasıl yaptığını, dünyayı bu kadar açık seçik anlamayı nasıl başardığını sordum. Meselenin hiç kıpırdamadan durup hiçbir duygu göstermeden başkalarına kendilerini açığa vuracak alan bırakmaktan ibaret olduğunu söylemişti“
“Korku ve tanrılar, korku ve tanrılar!Ağzından başka laf çıkmaz. Ama bu dünyada binlerce, binlerce kadın ve erkek yaşıyor, yaşlanıyor. Hatta bazıları mutlu bile oluyor, anne. Umutsuz yüz ifadeleri ile güvenli limanlara yapışıp kalmakla yetinmiyorlar. Ben de onlardan biri olmak istiyorum. Olmaya niyetliyim. Bunu neden anlamıyorsun? “
“Ölümlüler her an ölüyordu…
….Hayatta ne kadar canlı, ne kadar parlak olurlarsa olsunlar, ne harikalar yaratırlarsa yaratsınlar, sonunda toza ve dumana dönüyorlardı.”