Rüveyda

Rüveyda
“Bizi korkutan şey;içimizdeki karanlık değil,ışığımızdır”…” “Adığe Pşaşe”
“Çamurun içinden çıktın Martin Eden, dedi, gözlerini muhteşem ışıkla yıka, omuzların yıldızlara değsin. Hayatın yolunu izle, büyük şairin dediği gibi bırak içindeki “maymun ve kaplan ölsün!” Hüküm süren güçlerden en yüce mirası koparıp al.”
Reklam
“Bazen öyle geliyor ki, adeta bütün dünya, bütün yaşam, her şey içime dolmuş, benden konuşmamı istiyor. Nasıl desem; büyük şeyler hissediyorum ama, iş konuşmaya geldiğinde küçük bir çocuk gibi dilim dolanıyor.”
Sayfa 152·Kitabı okudu
Geçmiş biter mi, yoksa bugünün içinde sızlamaya devam mı eder?
9/10
·312 syf.··
2026 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 14:14
Kitapta "Gece açan çiçekler" metaforu, ancak karanlıkta, kimse görmezken ve acının en yoğun olduğu anlarda ortaya çıkan duyguları, itirafları ve gerçeklikleri temsil ediyor. Tarık Tufanın’ın ilk okuduğum kitabı. Kurgusunu, dilini çok beğendim. Diğer kitaplarını da okumak isterim. Kokuları, sesleri, görüntüleri, Canfeda konağının karanlığını, tozlarını, karakterlerin buhranlı hallerini, çocukluk yaralarını derinden naif bir şekilde hissettiriyor. Okuyucu olarak adeta izleyici olmaktan çıkarıp, ana karakterin iç sesiyle baş başa bırakıyor. Kitap sadece psikolojik bir hesaplaşma değil, aynı zamanda iki farklı zaman dilimi arasında köprü kuran tarihsel bir kurgu niteliği de taşıyor. “İki İstanbul, İki Yangın, Bir Yazgı” Tarihselliği düz bir kronolojiyle değil; paralel kurgu yöntemiyle, yani günümüz ile Osmanlı’nın son dönemleri arasında gidip gelerek işliyor. 1900’lü yıllarla, 2020’li yılları bir güzel harmanlamış ki… Çok da detay vermeyeceğim. "İnsan en çok kendinden kaçarken yorulur; çünkü nereye gitse kendisini de yanında götürür." Okumanızı tavsiye ederim, akıp gidecek…
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan. Delilik mi dedin? Kim bilir? Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu. Gökyüzü olmak isteyebilirim değil mi? Kim ne diyebilir ki? -Şükrü Erbaş-
9/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 16:59
Ben kitapların, filmlerin içine öyle bir girerim ki, mutlaka bir karakteri oynarım. Gazap üzümlerinde tabi ki ‘Ana’ydım Kitap çok yavaş ilerledi, şikayetlendiğim, bunaldığım yerler oldu. Neden? Çünkü nefsime iyi gelmedi. O sefil haller, rezillikler, perişanlıklar, hor görülmeler… Kitap bittiğinde uzuuuun bir süre durdum, tefekküre daldım, zor çıktım Ana Joad yani Ma Joad’ın güçlü karakteriyle kendimi çok karşılaştırdım. Özellikle kendi analığımı, zorluklar karşısındaki mızmızlıklarımı.Ve kitabı okumadan önceki ‘Ben’le okuduktan sonraki ‘Ben’ in aynı olmadığını hissetmeye başladım bile. Bunun için de Steinbeck’e minnettarım Hikayenin kurgu ama olayların acı gerçekler olması;Steinbeck’in bu insanlarla bizzat görüşmeler yapmış ve gözlemlerini romana taşımış olması da yeterince üzücü. Yine üzülecek bir şeyler bulduk… Kısacası;Gazap Üzümleri sadece bir ailenin değil, bir dönemin acısını anlatıyor. Okurken insanın içi sıkılıyor ama aynı zamanda insanlığa dair umut da yeşeriyor. Özellikle Ma Joad karakteri uzun süre akıldan çıkmıyor. Yavaş ilerleyen yerleri olsa da verdiği mesaj oldukça güçlüydü. Tabi ki çok tavsiye ederim…
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,6bin okunma