13 ve 17 yaşlarındaki iki gencin, üç gün süren ve üç kişinin ölümüne neden olan hikayesi. Gereksiz abartıldığını düşündüğüm bir kitap daha... okumayan bir şey kaybetmez.
Yazarın Yine aynı ada sahip, modern klasiklerde basılmış 45 sayfalık masal kitabını okuyup çok beğenmiştim. Yazarın tüm masallarının derlendiği basımınıda görünce hemen alıp okumaya başladım. Modern klasikte olan basımındaki masallar dışında bu kitapta beğenebildiğim bir masal olmadı. Zaten bitiremedim kitabı, yarısından sonrasını okuyamadım. Sürekli kral- padişah konulu masallar sıktı beni. Çok kasvetli ve sıkıcı geldi bana, can çekilerek okudum desem yeridir. Okumayı düşünenler bence sadece iş bankasının modern klasiklerden olan Mutlu prensi okusun. Belki daha sonra dönüp kitabı bitiririm emin değilim ama şimdilik rafına geri dönüyor. :(
Kitap “bütün hayvanlar eşittir” diye başlayıp “bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar diğerlerinden dahada eşittir” diye biten harika bir kitap. Kitabı bilmeyen, duymayan kalmamıştır diye düşünüyorum ama yinede konusundan bahsediyorum; hayvan çiftliğinin sahibi Bay Jones çiftlikteki hayvanların, kendi kölesi gibi çalıştırıyor. Üstüne üstlük sadece ölmeyecekleri kadar karınlarını doyuruyor. Çiftlikte Reis diye adlandırdıkları domuz, bir gece bir rüya görüyor. Bunun üstüne hemen çiftlikte bir toplantı düzenleyip hayvanları topluyor. Toplantıda hayvanların ufkunu açarak, artık öleceğini ve köle gibi çalışmamalarını söylüyor. Kitapta geçen yedi kutsal kuralın zamanla değiştirilmesi, makam mevla eline geçenlerin gücünü zehirlemesiyle kutsallara bile dokunabileceğini gösterir.
Bu kadar güzel bir kitabı neden bu kadar geç okuduğumu sorguluyorum. Kesinlikle toplumumuzun sorununu harika bir dille kağıda dökmüş yazar. Bir çırpıda biten, size klasik okuduğunuzu çok net hissettiren bir eser. Hâlâ okumayanlar varsa bir an önce okuyun!
Küçük kasabalar, tren istasyonları ve yollarda geçen, hiç bir yerde tutunamayan aile, kısa ama anlamlı bir hikaye... anlatıcımız Mustafa’nın babası Bulgarlı Ali; haktan, eşitlikten, adaletten bahseden ve gördüğü haksızlığa susmayan, kimseye pabuç bırakmayan, daktilosu ile her gece yazılar yazan, yazmayı seven biridir. Eşi Münirenin dayak yemesine izin vermeyip, sinama salonunu yakan ve ardından Münire ile kaçıp bir tren vagonunu evleri yapıp, kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışan iki insan. İşsizlik, yoksulluk demeden birbirinlerini bırakmayıp, birbirlerinin arkalarında durmaları ve aralarındaki aşk harikaydı. Ali’nin o zorlu geçen zamanlarını bile o pozitif enerjisi ile her yere neşe saçması, oğlu Mustafa ile ile baba-oğul ilişkisinden çok bir arkadaşmış gibi olmaları çok hoşuma gitti. Bu kısa hikayede sadece Ali ve Mustafa yok bir çok kişiyede, hikayeyede yer verilmiş. Kitabın sevmediğim tek yanı, bir olay anlatılırken adı geçen bir kişininde hemen hikayesinin anlatılmaya başlanıyor oluşuydu çünkü konudan bağımsız bir konuya geçip, daha sonrasında tekrar aynı konuya gelince bir kopukluk oluyor. Onun dışında çok güzel bir kitaptı. Bir günde biten kısa, akıcı, ders çıkarabileceğini ve sizi yer yer hüzünledirebilen bir kitap.
Kitabı duymayan kimse kalmamıştır diye düşünüyorum, benimde uzun zamandır aklımda olan bir kitaptı ve sonunda okuyabildim. Neden şimdiye kadar okumadığımı sorguladım kitabın sonunda çünkü gerçekten çok güzel bir kitaptı! Çok duygulu, hüzünlü, umut verici bir kitap. Okurken gözlerininiz dolu dolu olması muhtemel :’) çok sürükleyici, sizi asla sıkmayan, elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Yazardan okuduğum ilk eserdi dilini, anlatım tarzını oldukça sevdim. Sizi heyecandıracak, duygulandıracak, umut verecek samimi bir kitap. Melody ile sevinip, onun ile hüzünleniyoruz. Okurken Melody’nin duygularını hissedebiliyorsunuz, yazar öyle güzel yansıtıyorki size... Sizi derinden etkileyecek bir hikayesi var. Konusunuda şöyle bırakıp gidiyorum.
11 yaşındaki Melody şimdiye kadar konuşamamış, yürüyememiş, okulun en zeki çocuğudur. Diğer çocuklar gibi günlük faliyetlerini annesi ve babası olmadan gerçekleştiremeyen bir kız çocuğu. Bir gün bir mucize olur ve Melody kafasının içindeki sesi bir şekilde dışa vurmanın bir yolunu bulur. Bir nebze de olsa Melody için hayat o zaman güzelleşmeye başlar.