Bugüne kadar bildiğimiz bir hakikat varsa, o da, her tarihçinin tarihî vakaları kendi mezhep ve hatta mizacına göre tarif etmiş olmasıdır. Büyük Fransız İnkılâbı, muasır iki Fransız yazarı, Hippolyte Taine ve Michelet tarafından birbirine o kadar taban tabana zıt tefsirlere uğramıştır ki, her iki eser üzerinde incelemelerde bulunan bir tarafsız, neticede, Büyük Fransız İnkılâbı denilen bir hadisenin gerçekten olup olmadığından şüpheye düşebilir. Bu tarihçilerin ikisi de bir millettendi; tarihini yazdıkları devirle kendi aralarında altmış beş yıllık bir zaman mesafesi bile yoktu ve biri, -Michelet-, o devir olaylarını hemen yarıdan yarıya kendi babasının ağzından dinlediği hikâyelerle, öbürü -Hippolyte Taine-, resmî arşivlerden ve hususî muhaberelerden topladığı vesikalarla doğrulanmış bulunuyordu. Halbuki, ne görürüz? Büyük Fransız İnkılâbı, cumhuriyetçi Michelet'nin eserinde bir insanî destan, kraliyetçi Taine'in eserinde bir vahşi anarşidir.