Murat Yahşi

Murat Yahşi
Reading it is like a song that touches my soul :)
Avrupalı diktatörlerin destanî edebiyatından ne kadar uzaktayız? Bununla beraber, yukarıya naklettiğimiz bu realist sözlerin sahibi, bir destan kahramanıdır. Bir İngiliz asker muharrir, ondan bahsederken: "Yazık ki," der; "bu dâhi serdar büyük fütuhat devirlerinin kapandığı dar ve çorak bir zamanda geldi; yoksa, Attila'lar, Cengiz Han'lar ve Timur'lar çapında bir cihangir olurdu."*
Sayfa 90 - Devlet Kuruculuğu / *Bozkurt, Armstrong - Y.K.K.·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mustafa Kemal, aynı nutukta; bu konsantrik devlet mefhumunu şu şekilde ifade eder: "Milletimizin, kuvvetli, mesut ve müstakar yaşayabilmesi için devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin, teşkilatı dahiliyemize (iç istiklâlimize) tamamen mutabık ve müstenit olması lazımdır. 'Millî siyaset' dediğimiz zaman, kasdettiğim mâna ve medlûl şudur: Hududu milliyemiz dahilinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize müsteniden muhafazai mevcudiyet ederek millet ve memleketin hakiki saadet ve umranına çalışmak, uzun emeller peşinde milleti işgal ve ızrar etmemek... Medenî cihandan, medenî ve insanî muameleye, mütekabil dostluğa intizar etmektir."
Sayfa 90-91 / Devlet Kuruculuğu·Kitabı okudu
Alıntı
Eski rejim erkânından, hattâ eski kazaskerlerden birisi, bana, bir gün demişti ki: "Tarihimizde bunun kadar büyük bir psikolog tanımıyorum. Milletin ruhunu avucunun içi gibi biliyor." Milletin ruhunu avucunun içi kadar biliyordu. Zira, hiçbir fert, mensup olduğu milletle onun kadar kaynaşıp birleşmemiştir. Milletin bütün ıstıraplarını kendi vücudunda hissetmiş; milletin neyi istediğini, neyi istemediğini, ne düşünüp, neden şikâyet ettiğini kendi beyninin hareketlerinde ve kendi vicdanının feveranlarında keşfedip anlamıştır. Lakin, bu noktada gene bir sürü istifham işaretleri karşısında kalıyoruz. Çünkü, bu hadiseyi müşahede ve tespit etmekle onu izah etmiş olmadık. Biliyoruz ki, Türk milleti, susan ve derdinden ipucu vermeyen bir millettir. Mustafa Kemal, bu Sfenks'in muammalı çehresini nasıl okuyabildi? Onun granitten gövdesine hangi yerinden hulûl etti? Ve onu nasıl, cins bir küheylân gibi derhal harekete getirdi? Hiçbir âlimin bize keşfedemeyeceği sır işte buradadır.
Sayfa 73 - Dâhiliği·Kitabı okudu
Alıntı
"Ecnebi bir devletin himaye ve sahabetini kabul etmek, insanlık evsafından mahrumiyeti, aciz ve meskeneti itiraftan başka bir şey değildir. Filhakika, bu derekeye düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir ecnebi efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez. Halbuki, Türk'ün haysiyet ve izzetinefsi ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır. Binaenaleyh, ya istiklâl, ya ölüm! İşte hakikî kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktı. Bir an için, bu kararın tatbikatında ademî muvaffakiyete duçar olunacağını farz edelim. Ne olacaktı? Esaret. Peki efendim; diğer kararlara mutavaat halinde netice bunun aynı değil miydi? Şu farkla ki, İstiklâl için ölümü göze alan millet insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla müteselli olur ve bittabî, esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete nazaran yâr ve ağyar nazarındaki mevkii farklı olur." ~ Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk
Sayfa 71 - Dâhiliği·Kitabı okudu
Alıntı
Bu müthiş iradeye öteden beri boyun eğmeğe alışmış Osmanlı Devletinin enkazı arasından bir Türk generalinin çıkıp da bir avuç “bakıyetüssüyuf"la [kılıç artığıyla] buna karşı koymayı düşünmesi ne tehlikeli bir deliliktir. İşte, bu noktada, Mustafa Kemal'i yakından tanımayanlar, Lombroso'ya kolaylıkla hak verirler ve dehânın cinnetle bir olduğuna hükmedebilirler. Fakat, biz ki onun ne kadar realist, ne kadar ölçülü bir zekâya sahip olduğunu biliriz; bu basit ve ampirik hükümden çekineceğiz ve onun akla hayret verici bu cüretini izah için "cinnet" kelimesinin yerine, gene dehânın en tipik vasıflarından biri olan "intuition" tabirini kullanacağız. Eski mantık ve felsefe kitaplarında "istidlal", "teferrüs", "hades" sözleriyle ifade edilen bu "önceden seziş" hassası, bize Mustafa Kemal'in yalnız bu cüretini izah etmez; onu takip eden daha birçok tehlikeli işlerdeki başarılarının kemer kilidini verebilir.
Sayfa 66 - Dâhiliği·Kitabı okudu
Alıntı