Akgün Akova bir şiirinde şu soruyu sorar: "Neden V şeklinde uçar yabankazları?" Bu soru epeyce düşündürdü beni. Sonunda buldum yanıtını: Kuşları çok iyi tanıyan, askere alınmadan önce onların kırık kanatlarını iyileştiren bir çoban, savaş alanında nöbet tutarken, çalıların arasından bir ses duyar. Sinsice yapılan bir saldırıyı gerçekleştiren karşı taraf askerlerinin haberleşmek için çıkardıkları bir kuş sesidir duyduğu... Ama, bu kötü taklidi hasta bir yabankazı sanır bizim çoban... Ve, ona yardım etmek düşüncesiyle silahını yere koyarak çalıların arasına uzatır ellerini. Tam o sırada bağırmasın diye ağzı bir el tarafından kapatılır ve kasaturayla boğazı kesilir.
Çobanın hüzünlü hikâyesini yalnızca oradan geçmekte olan yabankazları bilirler. Sürüden ayrılan bir yabankazı çobanın henüz soğumamış bedenine doğru yaklaşır ve boynuna asılı künyede yazılı olan adı okur: Victor, Vladimir, Vicente, Vincenzo, Vakalo, Verlaine ya da Veysel... Künye kanla kaplandığı için öğrenemez çobanın adını. Yalnızca baş harfini okuyabilmiştir: "V..."
İşte, o günden beri yabankazları gökyüzüne V harfini çizerek göç ederler!..
Göç ederlerken de, sürünün önünde hep aynı kazın uçmasına izin vermezler. Liderlik sürekli olarak değişir. Bu yüzden, koltuk kapma derdinde olan politikacılara "kaz kafalı" demek, bu hayvanlara yapılacak en büyük haksızlıktır.
Sayfa 113 - Kaz Kafalı Diye Kime Denir?·Kitabı okudu
Hiç düşündünüz mü; deniz kızı var da, neden deniz erkeği yok?.. Yanıtı çok basit: Çünkü denizcilerin hepsi erkektir. Eğer, kadınlar da denizde aylarca gezinselerdi, erkeğe benzetecekleri bir deniz canlısı bulurlardı. Bereket versin askerliğin üçüncü haftasında yemin edip, hafta sonu izni almıştık. Yoksa, yedek subay okulunda toplanan onca erkek, Haliç sularında denizkızı arardık!..
Sayfa 76 - Deniz Kızı Var da, Deniz Erkeği Neden Yok?..·Kitabı okudu
Zeynep Hanım ile Kâmil Bey'in aşkının dillere destan olduğunu yazdık ama, asıl dillerden düşmeyen aşkı anlatmadık: Graham Bell, mucidi olduğu ilk telefon hattını sevgilisinin evine çeker. Zaten muhteremin derdi keşif yaparak tarihe geçmek değil, sevgilisinin sesini duymaktır!.. Her telefon açışta sevgilisinin adını söylemek zordur. Çünkü oldukça uzun bir adı vardır kadının: "Alessandra Lolita Oswaldo..."
Graham Bell zamanla, kadının adının ilk hecelerini söylemeye başlar: "Ale Lol Os..."
Ve bu söylem bir süre sonra daha da kısalır: "Alo..."