Tatarlardan Askerzâde

Tatarlardan Askerzâde
@Mecdiyeli
Şiir ve klasik severim tavsiyelere açığım Tarih ilgi alanım
İTÜ
19 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Bu ülkenin, insanlarının, yenilen ordunun, komuta heyetinin, bu teslim olmuş ülkenin mülki idare sınıfının ve münevverlerinin değerini biz bile anlayamadık. Bunu o günlerde anlayan belki de tek bir kişi vardı: Başkomutanımız Mustafa Kemal Paşa.
Sayfa 158
Tarih
Reklam
Puan vermedi·664 syf.··
2020 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 01:35
Ya Güney Afrika kabilelerinin bindiği gergandanlar olsaydı? Ya bizim köpeklerimiz gibi onlar aslanları evcilleştirmeyi basarsaydı? Avrupalılar böyle kolay ilerler miydi? Peki niye olmadı? Bu ve bunun gibi bir çok sorunun cevabı yahut cevabına yönelik bakışlar bu kitapta. Kitap çok teknik olduğu için bir noktada sıkabilir hızlı ilerken o avustralya-endonezya dil ailesi hakkında okumalar cidden çok sıkıcı olabiliyor ancak bu kitap bir kitaptan daha fazlası sıkıcı evet hatta şöyle diyim bunu okurken elimde başka ona yakın kitap geçti, okumak mi lazım? Evet okumak lazım coğrafyanın tarihe etkisini en iyi anlatan kitaptır. Sapiens soyut kavramların oluşumunu incelerken, bu kitap somutlar üstünde durur ve ikisi bir noktada okuyucuda bütün kazanır.
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
Yunus Emre
Kusur görenindir. “Görün” değil “Örtün” Der dinimiz.
Puan vermedi·200 syf.··
2020 16. kitabı
Dede Korkut Hikâyeleri, Türklerin eski kültürünün doğurduğu bir semboldür. Hikâyelerde bolca İslam’da bulunan değerlerden övgü ile bahsedilmektedir ve ikinci dini husus Hikayelerde Türklerin şaman köklerinden gelen davranış ve semboller vardır bunlar İslam unsurları içinde gözü yormayan kuşkuya yer açmayan İslam’a yedirilmiş unsurlardır.  Hikâyelerde Türklerin kültür kimliği, yüce saydıkları erdemler fazlasıyla ön plana çıkmış ve nettir. Hikayelerde Avrupalı destanlar aksine kahramanlar ürkütücü betimlemelere sahiptir. Velhasıl Avrupa için eski Türklerin Atilla zamanında da çirkin ve korkunç olduğunu biliyoruz aslında böyle olmayı Hunlar kendileri istiyor, aynı sebepten dolayı yani düşmanlar korksun diye mi Dede Korkut Hikâyelerinde yiğitler böyle betimlemelere sahip, diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum çünkü Türk ozan ve dervişler çeşitli ellere varıp bu masalları değişleri aktarmaktadır. Şunu da demek isterim göçebe ve pagan-şaman kökleri olan destanlarda böyle betimlemeler hâkimdir.    Hikâyelerde doğa ve devlet hiçbir hikâyede olmadığı kadar övülüyor ve bu övgüler sonunda yine İslami bir hususa dayanıyor bu Türklerin dine geçişte barbarların Hristiyanlığa geçişte yaptığı gibi kendi dini sembollerini vaftiz edip devam ettirmediğini gösteriyor. Ayrıca Türkler Araplar aksine Ali ve Ali soyluları her hayırlı övgüde kullanıyor ve bir yandan Farslar gibi Ali’yi Muhammed’den üst tutmuyorlar, bunu her gazada ve hayırlı işte ‘’Muhammed Mustafa’’ ismini anmalarından anlıyoruz.    Türkler hakkında daha önce kutsal yerlere zarar vermemesi söz konusuyken Dede Korkut Hikâyelerinde, kilisenin yıkılıp; keşişlerin öldürüldüğünden bahsediyor ve ister istemez buna sebep olan unsur düşünülüyor, İslam mı yoksa İslam’a geçişle artan kültür etkileşimi mi? Fikrimce bu fars
Dede Korkut HikayeleriDede Korkut · Karaca Yayınları · 201713,3bin okunma