Mezopotamya

Mezopotamya
Memento Vivere Memento Mori
İngilizce öğretmenliği
Üniversite
227 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Günahın Gölgesinde Bir Vicdan Romanı”
7/10
·295 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 21:23
Nathaniel Hawthorne’un kaleminden çıkan Kızıl Damga (The Scarlet Letter), yalnızca bir “günah” hikâyesi değil; 17. yüzyıl Puritan toplumunun katı, sert ve ikiyüzlü yapısına tutulmuş karanlık bir aynadır kesinlikle. Aslında roman, bireyin iç dünyası ile toplumun acımasız yargısı arasındaki çatışmayı derin bir psikolojik çözümlemeyle sunar. Puritan dini ve toplumu o kadar gelenekselliğe katı ve sığ görüşe sahipti ki yazar bu kitapta çok açık ve derinlemesine eleştirmiştir. Hawthorne’un dili sembollerle örülüdür; kırmızı “A” harfi yalnızca “Adultery” (zina, eşini aldatan) anlamına gelmez, çünkü zamanla “Able” (güçlü) anlamına ve (angel yani melek) anlamına dönüşerek toplumun yüklediği anlamların değişebilirliğini gösterir. Romanın daha ilk sayfalarında yer alan şu ifade, görüşümce eserin temel düşüncesini açıkça ortaya koyar: “Hakikat her yerde açıkça gösterilecek olsa kendisinin yanı sıra daha pek çok kişinin göğsünde kızıl damga alev alev parlardı.” Bu cümle, Hester’ın aslında tek başına suçlu olmadığını ortada bir gizlenen suçun psikolojisiyle ölen adam, bilinen zinanın bir kadını günden güne yok edişi ama gururla zinasını kabul eden kadın hayata devam etmesini görüyoruz; toplumun saygın görünen birçok üyesinin de gizli günahlar taşıdığını ima eder. Yani kısacası kimse temiz değil herkes kirli ama kimse mevkiinden olmak istemez tıpkı şimdiki çağımızdaki yaşantılar gibi birçok olay dönüyor ama ortaya çıkana hesap kesilir ama suçlu olan ayak üstüne ayak keyfini kahvesiyle yudumlar. Her neyse biraz içimi boşaltım:)Puritan toplum, dini merkeze alan ancak merhametten uzak, katı kurallarla çevrili bir düzene sahiptir. Günah bireysel bir hata olmaktan çıkar, kamusal bir teşhire dönüşür. Hester Prynne daha romanın başında toplumun önünde aşağılanırken şu sözlerle
Kızıl DamgaNathaniel Hawthorne · Koridor Yayınları · 20241,340 okunma
Reklam
Aşırı Bilincin Yalnızlığı
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 11:52
Yeraltından Notlar, okurken insanı rahatsız eden ama tam da bu yüzden bırakamadığım bir kitap oldu. Dostoyevski, bu eserde kahraman yaratmak yerine insanın en karanlık, en çelişkili hâlini konuşturuyor. Yeraltı adamı; düşünen, farkında olan ama bu farkındalık yüzünden hareketsiz kalan biri. Onu okurken sık sık kendimle karşılaştım, çünkü anlattıkları yabancı değil: kırılganlık, gurur, aşağılanma korkusu ve buna eşlik eden sessiz bir öfke. “Aşırı bilinç hastalıktır” cümlesi kitabın ruhunu özetler gibi; anlatıcı ne kadar çok düşünürse o kadar felç olur, ne kadar analiz ederse o kadar yalnızlaşır. Dostoyevski burada aklın insanı kurtaracağı fikrine açıkça karşı çıkar ve insanın bazen sırf özgür olduğunu kanıtlamak için bile bile kendine zarar verebileceğini gösterir. Kitabın dili yer yer sert, tekrar eden ve bunaltıcı; ama bu bir kusur değil, bilinçli bir tercih gibi duruyor. Çünkü anlatıcının zihni de tam olarak böyle işliyor: dağınık, takıntılı ve huzursuz. Özellikle Liza ile olan sahnelerde bu dil daha da sarsıcı hâle geliyor; sevgiyle karşılaşan yeraltı adamı, onu kabullenmek yerine aşağılamayı seçiyor. “Ben kötü bir adamım” derken aslında kendini savunmuyor, kendini ifşa ediyor. Yeraltından Notlar bana göre insanın kendine itiraf edemediklerini yüksek sesle söyleyen bir kitap; okuru rahatlatmak yerine rahatsız etmeyi, çözüm sunmak yerine soru sordurmayı seçiyor. Bu yüzden sevilmesi kolay değil ama etkisi uzun süre geçmiyor. Bence okunması gereken bir eser, şimdiden iyi okumalar diliyorummm.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2025159,3bin okunma
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 21:15
HOŞ GELDİN EY HAYAT! James Joyce’un “Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi” adlı romanı, bence edebiyat dünyasında değeri hâlâ tam olarak anlaşılmamış eserlerden biri. Joyce’un dili, alışıldık roman biçimlerini kıran; bilinç akışıyla, imgelerle ve ruh hâllerinin müziğiyle ilerleyen bir üslup. Okurken bazen bir çocuğun basit sezgilerine, bazen de yetişkinliğe yaklaşan bir zihnin ağır iç hesaplaşmalarına tanıklık ediyoruz. Joyce’un sayfaları, kelimelerden çok zihinsel bir ritim taşıyor; bu yüzden kitabı okurken yalnızca olayları değil, düşüncenin kıvrımlarını da takip ettiğimi hissettim. Romanın içindeki bazı cümleler, estetik bilincin uyanışını öyle çarpıcı anlatıyor ki, okuyucu olarak benim de içimde bir “aydınlanma anı” yaratıyor. Örneğin Stephen’ın şu sözleri, Joyce’un sanat anlayışını neredeyse tek başına özetliyor: “Hoş geldin ey hayat! Deneyimin gerçeğiyle milyonuncu kez yüzleşmeye gidiyorum.” Bu satır bence sadece karakterin değil, Joyce’un tüm yazarlık serüveninin de manifestosu niteliğinde: hayatın kendisine defalarca, yeniden, korkusuzca bakma cesareti. Joyce’un yalnızca bu romanı değil, UlyssesUlysses ve DublinlilerDublinliler gibi diğer eserleri de aynı yoğunluk ve derinlikle örülü. Ama ilginçtir, ben dâhil pek çok okur, Joyce’un ancak akademik çevrelerde konuşulduğunu fark ediyor. Oysa bence herkesin —en az bir kez— Joyce okumayı denemesi gerekiyor. Çünkü Joyce, okura sadece bir hikâye sunmuyor; düşünmenin, hissetmenin ve dünyaya başka bir gözle bakmanın kapısını aralıyor. Bu yüzden Joyce, değeri hâlâ tam bilinmeyen bir yazar olarak duruyor benim için. Romanı bitirdiğimde aklımda kalan en güçlü his şu oldu: Stephen’ın yalnızlığı, kırılganlığı ve sanat uğruna verdiği mücadele, aslında her gencin kendi kimliğini bulma arayışının evrensel bir yansıması. Ve Joyce bunu bize
Sanatçının Bir Genç Adam Olarak PortresiJames Joyce · İletişim Yayıncılık · 20181,357 okunma
8/10
·200 syf.··
2025 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 18:59
Virginia Woolf – Mrs. Dalloway Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway romanı, Londra’da geçen tek bir günün içine bir ömrün yankılarını sığdırır. Clarissa Dalloway, vereceği bir davet için hazırlık yaparken, geçmiş ve şimdi arasında gidip gelen düşüncelerle yaşamın anlamını sorgular. Şehirdeki sesler, hatıralar ve insanlar, onun iç dünyasının sessiz yansımalarına dönüşür. Woolf, bir kadının günlük hayatındaki sade anları, insan ruhunun derin bir aynasına çevirir. Romanın dili şiirseldir; zaman çizgisel değil, duyguların akışına göre hareket eder. Woolf’un bilinç akışı tekniğiyle yazdığı bu eser, bir günün içine varoluşu, yalnızlığı ve hatırlamanın ağırlığını gizler. Mrs. Dalloway, yaşamın küçük ayrıntılarında büyük anlamlar bulan, sessiz ama sarsıcı bir içsel yolculuktur. Bu roman, bir kadının bir gününü anlatırken, aslında hepimizin içinde taşıdığı geçmişi, sessiz özlemleri ve görünmez duyguları anlatır. İyi okumalar delerimmm:)
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
8/10
·168 syf.··
2025 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2025 17:52
Kürk Mantolu Madonna | Sabahattin Ali Yalnızlığın sessiz yankısıdır bu roman. İnsan ruhunun en kırılgan, en saf yerlerine dokunur. Raif Efendi’nin dünyasında, sevgi bir karşılık beklemez; aksine, içe işleyen bir sükûnetle var olur. “Kürk Mantolu Madonna”, kalabalıklar içinde görünmeyen bir adamın, bir kadının gözlerinde kendini bulma hikâyesidir. Sessizdir, ama yüreğe kazınır. Kitap, insanın iç dünyasında yankılanan sessiz bir çığlık gibi… Satırlarında derin bir yalnızlık, ince bir sızı ve saf bir sevgi var. Sabahattin Ali, duyguları öyle sade ama öyle derin anlatıyor ki, kendini Raif Efendi’nin sessizliğinde buluyorsun. Her kelimesi insana, sevmenin ne kadar incelikli ve aynı zamanda ne kadar acı verici bir şey olduğunu hatırlatıyor. Bitirdiğinde değil, hissettiklerinde kalıyor kitap...
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Reklam