Medine

Medine
349 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Masallarda Toplumsal Cinsiyet ve Bir Kore Dizisinin bu bağlamda incelenmesi.
10/10
·192 syf.··
2020 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2020 15:50
Harika bir kitap okudum. Neden harika? Çünkü masallara bakış açımı değiştirdi, geliştirdi. Diğer bir deyişle, ufkumu açtı. Kitapta masallarla ilgili pekçok detay mevcut. Ama ben hepsinden değil sadece kitapta masallarla ilgili en çok bahsedilenlerden ve benim de en çok ilgimi çeken 4 kısımdan bahsedeceğim. Beni en çok şaşırtan ilk konu bekaretti. Pamuk Prenses’teki cam tabut, Külkedisi’ndeki camdan ayakkabı aslında bekaretin temsiliymiş. Dikkatimi çeken ikinci konu ise masallarda iyi kadın karakterlerin pasifliğinden bahsedilmesiydi. Şöyle bir düşününce gerçekten de masallarda özellikle iyi kadın karakterlerin pasif, her zaman susan, sevgi pıtırcığı olduklarını fark ettim. Kötü kadın karakterler ise genellikle cadılar, üvey anneler olur. Bu kötü karakterlere femme fatale denir. Femme fatale ise gizemli şekilde çekici olan ve insanların başına bela açan/olan kadına denir. Bu duruma benzer şekilde birçok Türk dizisinde adamın karısı kötü karakter olarak gösterilirken adamın karısını aldattığı kadın melekten de öte bir iyi olarak gösteriliyor. Yani bu durumda kötü karakterli birini aldatmak hata değil mi? Değilmiş demek ki (!). Ki bana göre o dizilerdeki kötü kadın karakterler aldatmayı hak edecek bir şey yapmıyorlar, gerçi aldatmanın hakkı falan olmaz ama … Masallardaki üçüncü konu ise kadının inanılmaz güzellikteyken, erkeğin fiziksel gücünün nam salmış olmasıdır. Masallardan bu konuda öğreneceğimiz şey kadınlar sadece güzelliğiyle, erkekler de güçleriyle mi ön plana çıkar olmalı, değil mi? Günümüzde zihin gücü beden gücünden çok daha önemliyken ve karşılığı (maaşı) daha yüksekken kişi (cinsiyeti her ne olursa olsun) sadece dış görünüşüyle veya sadece fiziksel gücüyle Survivor’a taş çıkartan dünyada hayatta kalabilir mi? Ne kadar süre dayanabilir? Bence yok öyle bir
İlişkiler
Masallar ve Toplumsal CinsiyetMelek Özlem Sezer · Evrensel Basım Yayın · 2011682 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
bana göre spoi yok ama belki size göre azıcık spoi olabilir, bilemem.:)
6/10
·187 syf.··
2020 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2020 19:26
Kitabın adından da anlaşılabileceği gibi kitap Aziz Nesin’in Bursa’ya sürgün edildiği zaman (sürgün edilme sebebini yazmıyorum ki kitabı okuyacaklara sürpriz olsun, ama şu kadarını söyleyebilirim ki çok eften püften bir sebep) yaşadıklarını anlatıyor. Bu yaşadıklarının birçoğu ise oldukça trajikomik. Yani tam olarak “gülüyoruz ağlanacak halimize” durumu. Kitabın ilk yarısındaki hikayeler çok güzeldi, eğlenceliydi, zevkle okudum. Sonraki hikayelerinin sadece bazılarını beğendim. Çünkü geriye kalan hikayelerde bana göre gereksiz olan tiplemelerin saçmasapan halleri hiç ilgimi çekmedi. Bu tipleri ben okurken bile çekemedim, yazar o tipitiplerle muhattap olmaya iyi dayanmış doğrusu. Kitabın sonundaki mektuplar ise en sıkıcı bölümdü benim için. Çünkü sadece yazarın mektupları olunca birçok şey havada kaldı. Karşı tarafların yazdıkları da olsa belki bu kadar havada kalmazdı. Bir de mektupların içerikleri genel olarak ilgimi çekmedi. Çünkü genel içerik yazı/para gönderme üzerineydi. Kitapta benim için en can sıkıcı kısım bir ailenin parçalanmasıydı. Yazarın çocuklarını, karısını özlemesi, buna karşılık karısının bir zaman sonra yazarın mektuplarına karşılık vermemesi ve bu durumun yazarı perperişan etmesi dikkatimi çeken en önemli yerlerdi. Bir tarafta inandığın doğruları ve gördüğün yanlışları herkesin bilmesini istiyorsun, ki bu yanlıştan dönülsün, diğer tarafta ise sırf bunları yazdın diye ceza olarak ailenden ayrı kalıyorsun ve her şey berbat oluyor. Gerçekten çok zor bir durum. Yani yazmasan olmaz, yazsan yine olmaz, sonuçta bir yerlerden mutlaka bir şeyler kopup gidecek, ha öyle ha böyle fark etmiyor. Sonuç olarak, yukarıda da bahsettiğim gibi kitapta anlatılanların çoğunu beğenmediğim için kitabı da ne yazık ki beğenemedim. Oysa kitaba başlamadan önce beğeneceğime
Edebiyat
Bir Sürgünün AnılarıAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20171,514 okunma
9/10
·254 syf.··
2020 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 16:40
Kitabı çok bilgilendirici buldum. Yazar sohbet havasında yazdığı için kitabı okurken hiç sıkılmadım. Yazarın detaylı araştırmasına ve kitapta bolca görsele yer vermesini çok beğendim. Önemi bulduğum ve ilgimi çeken birkaç alıntıyı paylaşmak istedim. Hani "kelimeler kifayetsiz kalır" denir ya, işte! Ahmed Arif'in hayatı da böyleymiş. O yüzden ben susayım, alıntılar konuşsun istiyorum. :) “ Asıl adım Ahmed Önal. Ahmed Arif olarak bilinirim. Yaşamım boyunca hakkı aradım; ezilen ve güçsüzün yanında durdum. Memleketlilerim sömürülmesin, memleketlilerim kullanılmasın, memleketlerim ölmesin diye konuştum. Eşitlik için yazdım, eşitlik için söyledim, eşitlik için dayak yedim, eşitlik için sövdüm. O günleri görmeyeceğimi bilsem de, birilerine o günleri göstermek için öldüm. ” (syf. 169) “ ‘ …Sanatçılar özel bir tasnifle ikiye ayrılır: 1. Yazdıkları dergi vs’den şereflenenler. 2.yazdıkları dergilere şeref verenler… ’ (syf. 135) “ ‘Ay Karanlık’ adlı bu şiirindeki “Maviye/Maviye çalar gözlerin” ifadesi için bu şiir tam on yıl beklemiştir. “ (syf.60) “ Ahmed Arif, defalarca sorgulanacağı, dövüleceği,gözaltında kan işeyene kadar işkence edilip de öldü zannıyla bir arsaya atılacağı Otuz Üç Kurşun şiirini bu ortamda ve bu hislerle yazar. Ahmed Arif şiirlerinin, en gerçek ve su götürmez yanı hayatta direkt karşılığının olması ve yazanın da,okuyanın da, övenin de, bedel ödemiş olmasıdır. ‘Bedeli ödenen şiirlerin şairi’ ” (syf.65) “ ‘ Kaç çocuk yaklaştı bu şekil sana? ’ ‘ Ayak izinden yüzeyi aşınmış taburene kaç cellat kaç tekme attı? ’ ‘ Astınız da kurtuldu mu sisteminiz? ’ ‘ Bitti mi kanlı kapışmalarınız? ’ ‘ Tükettiniz mi kirli komploları? ’ ‘ Vatan sağ oldu mu? ’ ‘ Davanız mübarek oldu mu? ’ Türkiye’de idam cezası 2001’de kısmen ve 2004’te tamamen kaldırılmıştır. ” (syf. 121) “
Edebiyat
Ahmed ArifBirol Öztürk · Gece Kitaplığı · 2016616 okunma
3/10
·190 syf.··
2020 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 17:53
Kitapta 3 kısa hikaye var. Biri kitaba adını veren bir arkadaştan bahsediyor. Bu arkadaş hep anlatıcının üstünden geçiniyor. Çok tembel ve beleşçi bir tip. Anlatıcı ise tüm bunlara rağmen sesini çıkarmıyor. 3 hikaye içinde benim için en anlamlısı bu hikaye oldu. Çünkü bahsettiği şey belliydi ve hikayenin girişi, gelişmesi ve sonucu vardı. İkinci hikaye bir handa geçiyor. Handa kalanlar kendi aralarında konuşuyor, başından geçenleri anlatıyor, bazen ise kavga ediyor. Son hikaye ise kayıkla kaçmaya çalışan iki hırsızın yolculuğunu ve başına gelenleri anlatıyor. Gorki'nin Ana'sı çok iyi bir kitaptı, gerek olayları tasviri, gerek karakterlerin iç dünyasını ve yaşadıklarını muazzam bir dille aktarmasıyla. O yüzden Arkadaş kitabını okumasam da olurmuş. Arkadaş bu anlamda Ana'nın yanından bile geçemez.
Edebiyat
ArkadaşMaksim Gorki · Berikan Yayınevi · 20042,995 okunma
Puan vermedi·151 syf.··
2020 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 19:43
Rusya'daki 1733 ayaklanması bir askerin gözüyle anlatılıyor. Ayrıca askerin yüzbaşının kızıyla olan ilişkisi  alt bir tema olarak kitapta güzel işlenmiş. Okurken insanı yormayan bir hikayeydi. Ben kitabı 2 günde okudum ama istenirse bir oturuşta rahat okunabilir. Bu arada kitabı Berikan Yayınevi'den okudum. Çevirmen adının belli olmaması beni şüphelendirdi açıkçası.
Edebiyat
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Morpa Kültür Yayınları · 200136,8bin okunma