Günümüzde ataerkil toplumun bir benzeri, romanda anlatılan dönemde de rastlanıyor. Toplumun gözündeki kadın erkek kavramları, onlara yükledikleri anlamlar günümüzde yaşanan kadın cinayetlerini aşikar biçimde açıklamaktadır. Günümüz Türkiye’sindeki ebeveynlerin erkek çocuklarını yetiştirme biçimleri, ‘erkek adam benim oğlum büyüyünce çok can yakacak’ vb. cümleler ardından toplumun erkekler üzerindeki vurdumduymaz tavrı, toplum içindeki erkeğin düşüncelerini daha küçük yaştan başlayarak kadın üstündeki haklarını arttırmakta ve erkeğin üstünlüğü niteliğini kazandırmaktadır. Erkek için bir ihtiyaç olarak görülen cinsel isteklerin, kadında hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan nasıl bir travma yaratacağı erkek açısından düşünülmemekte, erkeğin engellenmemiş cinsel arzusunun karşı taraftaki kadına zarar verebileceği göz önünde bulundurulmamaktadır. Ayrıca kitaptaki halk, evli olmayan erkeklerin cinsel isteklerini para karşılığında karşılamasını çok doğal karşılamaktadır. Hatta aileler bu konuda erkek çocuklarını teşvik ederek desteklemektedir. Evli olmayanlar için cinsel isteklerin para karşılığında giderilmesi sağlığı koruma adı altında özendirilmektedir. Bu da toplumun ahlak anlayışının ne derece bozuk olduğunu göstermektedir. Erkeklerin sağlığını koruduğu yerde, bir sınıf kadın ruh ve beden sağlığı bakımından mahvolmaktadır.
Kadınlarda ise, daha küçük yaştan itibaren erkeğin himayesi altında olması öğretilmekte ve gösterilmektedir. Aşılanmakta olan zengin damat ya da koca kavramları kız çocuğunun bilinç altında yer etmekte ve bu doğrultuda kendini karşı cinse beğendirebilmek için yapmak zorunda olmadığı çeşitli fedakarlıklara zorlamaktadır.
İçinde bulunduğumuz düzenin, şu an bile yüzlerce kadının öldürülmesine neden olduğunu düşünürsek, bu düzen devam ettiği sürece daha