İnsan, demek, kendi tabiatına çok aykırı gelen şeylere de alışabiliyor, kapalı yerlere alışabilmesi gibi. Ama kapalı yerden kurtulmadıkça kapalı yere alıştığını fark edemiyor. Ama bir kez açık havaya ulaşınca, o kapalı odalarda, kapalı salonlarda nasıl bir cinnetti hayatını sürdürdüğünü, bu hayata nasıl olup da katlanabildiğini havsalası almıyor. İşte şimdi birden sarhoş gibi oluyorum. Açık havadır bu. Derinden derine sarsıyor insanı.
Bir şey yapmak istiyorum, onu yapıncaya yahut elde edinceye kadar deli divane oluyorum, ama yaptıktan sonra yapmış olmakla yapmamış olmak arasında bir fark kalmıyor...
Çünkü beklemek çok korkunçtur, usul usul geleceğini bilerek ama ne zaman ölüm meleğinin kanadını açıp kendisini kapacağı anı bilmeden, bu meçhul anı bilmeden beklemek Korkunçtur.