A. Süheyl Ünver

A. Süheyl Ünver

Yazar
8.0/10
4 Kişi
·
9
Okunma
·
12
Beğeni
·
784
Gösterim
Adı:
A. Süheyl Ünver
Tam adı:
Ahmet Süheyl Ünver
Unvan:
Türk Akademisyen ve Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1898
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1986
İstanbul'da doğdu. Medresetü'l-Hattatin'de tezhip ve ebru öğrendi. Türk süslemesi minyatür sanatı ile uğraştı. Darülfünun Tıp Fakültesi'ni bitirdi (1920). Paris Tıp Fakültesi'nde iç hastalıkları uzmanlıklarını tamamladı. (1927-1929) Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği ile Farmakodinami müderris yardımcılığı yaptı. (1930) Gureba ve Haseki hastanelerinde çalıştı, Sanayi Mektebi'nde asistanlık yaptı. . İstanbul Üniversitesi tıp tarihi Enstitüsü'nü kurdu, Güzel Sanatlar Akademisi hocalığı yaptı. 1933 senesinde Üniversite tıp tarihi Enstitüsü direktörü oldu. 1938'de profesör, 1954'de ordinaryus profesör oldu. 1967'de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tıp tarihi ve Deontoloji kürsüsünü kurdu.İstanbul Güzel sanatlar Akademisinde "Türk Minyatürü ve Süslemesi "hocalığı yaptı. Romanya, Yugoslavya, Yunanistan, Fransa, İsviçre, italya,Almanya, Avusturya, Mısır, Irak, İran, Amerika,Roma ve Hollanda'da inceleme gezilerinde bulundu. (1929-1969)Topkapı Sarayı Müzesi'nde 500 yıllık nakışhaneyi yeniden kurarak öğrenci yetiştirdi. Öğrencilerinden biri de daha sonra nakışhaneyi bırakacağı kızı Gülbün Mesera'dır.[1] Ünver, 1973'de emekli oldu, 1986'da öldü.
Tarihlerimizde sönük ve karışık geçen kısa 2.Sultan Süleyman devrine ait malumata az rastlarız. En başta yaverleriyle resmi olan ve 4.Sultan (Avcı) Mehmed' in biraderi 20.padişah 2. Sultan Süleyman 1099 (1688)de tahta çıkar, 1102 (1691) ye kadar kalabilir.Saltanatı anca 3 sene 9 ay sürmüştür.
Bu minarelerin tepesinde birçok hoca bulunuyor ve yüksek ve dik seslerle gökyüzüne merhumun ruhuna fâtihalar okuyorlardı. Ve bu Kur’ân okumalar takriben gece saat birde başlayıp bütün gün durmaksızın devam etti. Gene gecenin aynı saatinde yeniçeriler ocaklarına yakın meydanlarda içtimaa çağırıldı. Sayıları acemiler (?) yani İstanbul’un denizaşırı çevresinde oturanlar dahil, takriben 20 bini buluyordu. Bunlar başlarından sarıklarını ve diğer esvaplarım çıkarıp, vücutlarını, kalın ve sert örtülerle ve başlarını da siyah örtüler ve siyah yün çarşaflarla örtmüşlerdi. Sık sık yere kapanarak yüzlerini tozlara gömüyorlar, gözyaşları ile ve acı acı içlerini çekerek ağlaşıyorlardı; ve feryat dolu şarkılarla merhum Sultanın kahramanlıklarını anlatıp, göğüslerine vuruyorlar ve gözlerini yoluyorlardı Bunu görmek hakikaten korkunçtu. Ve şafak söktüğü zaman, bütün bu ordu çok geniş olan Saray meydanına geldi, herkes hareketsiz yerinde durdu.
Ahmet Paşaya hüküm tebliğ edildiği zaman, sultana şu sözleri ulaştırdı:
- Sultanım, eğer ölmem icap ederse, senin elinden ölmeğe mâni olamam, fakat benim ölümümün senin şahsına herhangi bir zarar getirmesi hiç te hoşuma gitmez. Binaenaleyh, Sultanım, dinle ve sözlerimi iyi anla: Diyorum ki eğer yeniçeriler emrin üzerine idam edildiğimi öğrenirlerse belki de sana zarar getirecek bir isyan çıkarırlar. Bu tehlikenin önüne geçmek için dediğimi yap. yeniçeriler gelip de hiddetle beni istemezlerse ve sen de hiddetlerini teskin etmek için beni onlara vermeğe mecbur olmazsan, yarına kadar sakla ve öldürme. Ve eğer yeniçeriler mevkuf olduğumu ve eziyet çektiğimi görünce hiçbir nümayişte bulunmazlarsa, o zaman bana istediğini yap.»
İkinci Sultan Bayezid’e İran büyüklerinden meselâ Molla Camî’den gelen mektuplarda — ki bunlar otantik vesikalardır — daima Yıldırım lakabiyle hitâb edilmektedir. Bu vesikadan anlaşılıyor ki Avrupada da İkinci Sultan Bayezid büyük ceddinin lâkabı ile tanınmıştır.
Sultan İldrem Bayezid bu hâdiseleri ve kardeşinin zaferini öğrenince, derhal 65.000 i aşan pek cesur erlerden mürekkep kuvvetleriyle İstanbul şehrinden hareket etti. Bursa civarındaki Yenişehir ordugâhına 12 mil kadar yaklaştı ve kardeşine şu sözleri ulaştırdı:

-Eğer imparator oğlu isen, gel benimle savaşta ölçüş! Kim galip gelirse verasete ve taça o mâlik olsun! Cem Sultan, kumandanlarından Aştin oğlu Yakub Bey! (Yagup-beg Isstin) in kötü nasihatma uyarak, Bursadan çıktı ve 15.000 atlı ile kardeşinin ordusuna hücum etti. Sultan İldrem Bayezid’in ordusu derhal Cem Sultanın hemen bütün ordusunu bozguna ve hezimete uğrattı. 1500 e yakın Tatar ve İranlı esir alındı, Sultanın yanına getirildi ve hepsi ortadan ikiye bölündüler.
Yusuf İslam
Yusuf İslam Fatih Sultan Mehmed'in Ölümü ve Hadiseleri Üzerine Bir Vesika'yı inceledi.
90 syf.
·1 günde·8/10
İstanbul'da bulunan bir yabancının Fatih'in ölümü üzerine kısmen gördükleri, kısmen duydukları ve kısmen de hayal ettikleriyle alakalı bir dostuna yazdığı mektubun tahlili, çevirisi ve eski ile yeni fransızcası ve orijinal halinin yer aldığı bir kitapçık. İçeriği itibarıyla kitaptan ziyade kısa bir makale olarak yayınlanması gerekirdi. Kitabın tehlikeli kısmı mektubu yazan kişinin Fatih'in cenaze merasimini muhtemelen göremediği için Hıristiyan adetlerine göre anlatıyor olmasıdır. Ancak Süheyl Ünver'in de dediği gibi "Bu vesika bu şekilde kabul edilmeli ve bir kısmının doğru ve bir kısmının da yanlış olduğu nazarı dikkate alınarak o yolda istifadeye arzedilmelidir."
186 syf.
·5 günde·6/10
Çoğunlukla Yahya Kemal'in olmakla birlikte son sayfalara gelindiğinde Süheyl Ünver'in yazılarının bulunduğu bir kitap.

Arka kapak tanıtımında sohbet havasında yazdığı için karşılıklı bir konuşma bekledim ama yanılmışım.Allah,Kainat,Sanat,Dil,Mevlana,Şiir,İstanbul ve bunların dışında birkaç konu hakkında görüşlere yer verilmiş.

Anlamını bilmediğim bazı kelimeler oldu.Anlatımı yüklü bir kitap.Sizi sıkabilir veya boğabilir.
RT
RT Geçmiş Yüzyıllarda Kıyafet Resimlerimiz'i inceledi.
64 syf.
Süheyl Hocamızın Türk Tarih Kurumu Yayınlarından çıkan bir kitapçığı. Bu kitapçıkta 2. Süleyman doneminde Fransa Kralına takdim edilen kıyafet resimlerinin kopyaları vardır. Süheyl Ünver kitapla ilgili başta yaptığı açıklamada minyatürlerdeki yüzlerin tıpatıp olmadığını ancak kıyafetlerin birebir aynı olduğunu ifade etmiş. Bu kitabı incelerken resimlerle ilgili kısa kısa bilgi toplayarak sayfalara yapıştırdım ve incelemeye çalıştım. Bu kitapçıktaki resimler keşke orijinalinde olduğu gibi renkli baskı olarak basılsaydı daha anlaşılır olurdu diye düşünüyorum. Ayrıca basılan resimdeki kişinin göreviyle ilgili kısa da olsa açıklama olsaydı, benim gibi tarih konusunda kıt bilgi sahibi olanlar bilgilenirdi sanırım.

Yazarın biyografisi

Adı:
A. Süheyl Ünver
Tam adı:
Ahmet Süheyl Ünver
Unvan:
Türk Akademisyen ve Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1898
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1986
İstanbul'da doğdu. Medresetü'l-Hattatin'de tezhip ve ebru öğrendi. Türk süslemesi minyatür sanatı ile uğraştı. Darülfünun Tıp Fakültesi'ni bitirdi (1920). Paris Tıp Fakültesi'nde iç hastalıkları uzmanlıklarını tamamladı. (1927-1929) Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği ile Farmakodinami müderris yardımcılığı yaptı. (1930) Gureba ve Haseki hastanelerinde çalıştı, Sanayi Mektebi'nde asistanlık yaptı. . İstanbul Üniversitesi tıp tarihi Enstitüsü'nü kurdu, Güzel Sanatlar Akademisi hocalığı yaptı. 1933 senesinde Üniversite tıp tarihi Enstitüsü direktörü oldu. 1938'de profesör, 1954'de ordinaryus profesör oldu. 1967'de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tıp tarihi ve Deontoloji kürsüsünü kurdu.İstanbul Güzel sanatlar Akademisinde "Türk Minyatürü ve Süslemesi "hocalığı yaptı. Romanya, Yugoslavya, Yunanistan, Fransa, İsviçre, italya,Almanya, Avusturya, Mısır, Irak, İran, Amerika,Roma ve Hollanda'da inceleme gezilerinde bulundu. (1929-1969)Topkapı Sarayı Müzesi'nde 500 yıllık nakışhaneyi yeniden kurarak öğrenci yetiştirdi. Öğrencilerinden biri de daha sonra nakışhaneyi bırakacağı kızı Gülbün Mesera'dır.[1] Ünver, 1973'de emekli oldu, 1986'da öldü.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 19 okur okuyacak.