Mehmet Eken

Reklam
"Kendi ülkesini cana yakın bulan adam henüz işin başlangıcındadır. Tüm yeryüzünü doğduğu ülke gibi gören insan ise fazla ileridir. Ancak düzgün insan odur ki dünyanın tamamı onun için yabancı bir ülkedir."
Sayfa 350·Kitabı okudu
Mehmet Eken
(Devamı)Kişi kültürel vatanından uzaklaşma yeteneğine sahip olduğu kadar onu yargılama gücüne kavuşmaktadır. Böylece dünyanın tamamını görebilmek için kişi yeteri kadar zihin kudretine ulaşmakta, her kültüre eşit şans tanımaktadır.
Kafamda Çektiğim Kelebek
10/10
·565 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 17:07
Servetini sıfıra indiren, altmış yaşlarına yaklaşmış bir adamın kulağına bir isim çalınır: Albertine Sarrazin . Oysa bu ismi duymasa, belki de hiçbir zaman kaleme sarılmayacak, dünyanın en çok konuşulan kaçış hikâyelerinden biri de hiç doğmayacaktı. Bu adam Henri Charrière , nam-ı diğer Kelebekti. 1930’larda işlemediği bir cinayet yüzünden kürek cehennemine mahkûm edilir. Ama onun hikâyesi bir suçlunun değil, özgürlüğe inanan bir ruhun hikâyesidir. On üç yıl süren bu bitmeyen kaçış, yalnızca geçmişten kurtulmanın değil, insanın kendi geleceğini yeniden yazma cesaretinin de sembolü olur. Ve belki de her şeyin arkasındaki en büyük etken, Kelebek’in paraya olan ihtiyacıdır. Charrière, Sarrazin’in kitabını okuduktan sonra kendi kendine şöyle der: “İyi be, dedi bu yavru kırık bacağıyla zulalı yerlere gizlenip 123.000 kitap sattıysa ben, otuz yıllık serüvenlerimle üç katını satarım.” (s:2 ePub) Kitabı okudukça fark ediyorsunuz ki, Kelebek bir şekilde o parayı hep buluyor. Kelebek , ilk sayfalarından itibaren gerçek bir hikâyenin sınırlarını zorlayan bir anlatı sunuyor. Okur, olayların akışı içinde yalnızca bir mahkûmun kaçışlarını değil, insanın özgürlük arayışını, yaşamla ve ölümle kurduğu o ince bağı da izliyor. Kitap normal seyrinde, oldukça akıcı bir şekilde ilerlerken bir anda gelecekte olacak bir olayı söyler gibi yapıyor; o küçük kırılmalar “nasıl oldu da öyle oldu” diye daha çok merak ettiriyor. Bu geçişlerin doğallığı, yazarın anlatımındaki ustalığı hissettiriyor. Gerçek bir yaşam öyküsünü okuduğumuzu bilmemize rağmen, bazı sahnelerdeki gerçekçilik neredeyse dayanılmaz bir yoğunlukta. “Yok artık” dedirten anlar, Kelebek’in yaşadıklarını bir masaldan çok bir belgesel gibi algılamamıza neden oluyor. Ve belki de kitabın asıl çekiciliği burada: ne kadar inanılmaz olursa olsun,
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma
Mehmet Eken
Sizin değerlendirmeleriniz kitaplar kadar veya daha fazla bağımlılık yapıyor. Zihninize sağlık