"..Ben üç yer tasarlamıştım, üçü de sana bana uygun..
Biri günebakanlarda, biri otuz yaşta, birini sorma..
Birini sorma; gün gelir ben söylerim.
Daha usta olurum, daha yiğit, o zaman söylerim.
Bu kırgın karanlığı bi ışıtalım ilkin..
Yeniden şehirler kuralım, şimdikilere benzeyen..
Baştan başlayalım susamlara, ekmeklere, denizaşırılarına, sevmelere.."
"..senin ağustos çeşmeleri yüzüne özlemle eğiliyorum..
Bir karşı durulmaz istek, bir telâşla kendiliğinden..
Bir serin renk anlıyorum aydınlık gözlerinden sorma..."
"..artık bakışamıyorlardı.
Onlarda şimdi biten bir hasretin teessürü var.
Kavuşmanın bu saadetini veren ayrılığın kıymetini derkediyorlar(anlıyorlar). Bakışmıyorlar ki;hasret, bir anda sonuna kadar tükenmesin.
Ve konuşamıyorlar.
Ne söyleseler bayağıdır.
İki kalbin de dilden öğrenmeye muhtaç olduğu hiçbir şey yoktu."