Mel

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·167 syf.·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2021 20:14
·
2021 88. kitabı
Engin Geçtan
8.5/10 · 6,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her adım, diyordum, ufkumuzu yeni şeylerle genişletir. Düşünce ufkumuza kocaman bir yeni parça -Öteki!- böyle girdi, öbür insan yani: Düşünün bir! Karşımızda onun bedeninden başka bir şey yok, ama o beden bir tendir ve tenin, öbür cisimlerin bize yolladıklarına benzer belirtiler vermenin ötesinde, bir gizemli gücü vardır: bize bir intus, bir iç dünyası ya da bir mahremiyet belirtir. Bu daha hayvanda bile bir ölçüde kendini duyuruyordu. Bizim için öbür insan, ya da öteki olacak kişinin bedeni zengin mi zengin bir "anlatımsallık alanı"dır. Yüzü, profili, bütün gövdesi bile göze görünmeyen birinin anlatımlarıdır. Gereksiz hareketleri, gidiş gelişi, eşyaları evirip çevirişi de öyle. … Bakın bu bana bir seguidilla'nın sözlerini hatırlattı: Bakma bana, bakıyorlar çünkü bakışıyor muyuz diye, tutmalıyız kendimizi bize baktıklarında. Gel, kendimizi tutalım, ne zaman bakmazlarsa o zaman bakışalım.
Amacımızı titizlikle uygulamaya koyabilmek için insan yaşamının ta kendisi olan kökten gerçeklik düzlemine geriledik kökten diyorum, çünkü tüm öteki gerçeklikler o düzlemde belirmek, doğmak, filizlenmek, ortaya çıkmak, varolmak zorundalar. İnsan yaşamı hakkında özetle şunları söyledik: 1. Asıl ve gerçek anlamıyla insan yaşamı herkesin, kendi açısından gördüğü biçimiyle, kendi yaşamıdır; dolayısıyla, hep benim yaşamımdır, yani kişiseldir. 2. Yaşam, insanın, nedenini nasılını bilmeksizin, başarısızlık durumunda ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalarak, hep belli bir ortamda bir şeyler yapar durumda olmasıdır - bunu da yaşamın ortamsallığı ya da ortama bağlı olarak yaşama zorunluluğu diye adlandıracağız. 3. Ortam önümüze hep çeşitli şeyler yapma, dolayısıyla olma olasılıkları çıkarır. Bu bizi ister istemez özgürlüğümüzü kullanmaya zorlar. Çaresizlikten ötürü özgürüz. O sayede yaşam bir sürekli kavşak noktası ve bitmek bilmez bir duraksamadır. Her an, bir sonraki anda ya da yakın gelecekte şunu yapan kişi mi yoksa bunu yapan kişi mi olacağımızı seçmek durumundayız. Öyle ki her birimiz kendi yapacağımız şeyi, dolayısıyla olacağımız şeyi seçmekteyiz. 4. Yaşam aktarılamaz. Yapacağım şeyi kararlaştırma uğraşında kimse benim yerimi alamaz, çekeceğim sıkıntı da buna dahildir, çünkü dışarıdan gelen acıyı kabullenmek zorundayım. Demek ki yaşamım, kendi kendime karşı sürekli ve kaçınılmaz bir sorumluluk. Yaptığım şey -dolayısıyla düşündüğüm, duyduğum, istediğim şey- benim için anlamlı ve sağduyulu olmalı.
‘Anlam' atfetmek kaçınılmaz olarak anlamsızlık atfetmektir; bir kısım insanı önemli görüp seçmek, zorunlu olarak başka birilerinin önemsiz: ya da en azından daha az önemli olduklarını ilan etmektir. Bu, çoğu zaman birilerinin nefretini üzerine çekme tehlikesi demektir. Yaşadığım çevre heterojen, yani çatışmalı, ayrı idealleri ve hayat tarzları olan gruplara parçalanmış olduğu oranda bu tehlike büyür.