It was the same old problem: I just didn't pick up on things that normal people understood. I didn't understand the meaning behind the sea of words; I just kept drifting on the surface.
Letting myself drift along with his chatter felt good. But when he'd gone, I was overwhelmed with anxiety. Almost like swimming in the sea and suddenly realizing.
Bu bir bakıma artık birileri tarafından bir hapishaneye konmadığım ama hapishanemi kendim kurduğum anlamına gelir. Bir yandan gardiyan yok, Öte yandan gardiyan benden başkası değil. Aslında kolayca çıkıp gidebilirim ama önce kendimi geçmem gerekir.
Şöyle de denemez mi? Gerçekliğin temsilinin gerçekliğin mutlak bir yansıması olduğu fikrinden vazgeçtiğimiz andan itibaren ne gerçekliğin ne de temsilin alanındayız artık. O anda ara bölgeye demir atmış durumdayız, beri yandan attığımız demir bir o uca bir öbürüne savrulmamızı sağlayacak kadar uzun bir zincirin ucunda.