Her yerde ve her zaman halk kitleleri sabretmek, katlanmak zorunda bırakılır. Sabır, uzlaşma ve yoksunluklar kitlelerin bir nevi görevi haline gelmiştir. Pek çok konuda saldırıya uğramış, küçümsenmiştir halk. Her yerde ve her zaman, “Halk sarhoştur. İnsanlar tembel, çalışmak istemiyorlar. İnsanlar kaba, açgözlü, acımasız.” denir ve en iyi becerdikleri şeyin sabır olduğu söylenir. “Açlık çekiyor, donuyor, pislik içinde yaşıyor, yine de şikayet etmiyor, sabrediyor.”
Zira orada, ağaçların altında, orman kanunları geçerlidir. Bütün türler hayatta kalmak ister ve ihtiyacı olan şeyi diğerlerinden alır. Hepsi de gaddardır ve her şeyin çökmemesinin tek sebebi, hakkı olandan fazlasını talep edenlere karşı korumaların mevcut oluşudur. Bir nihai sınırlama da, organizmanın kendi genetiğidir. Fazla açgözlü olan ve karşılığında hiçbir şey vermeden çok fazla alan organizma, yaşamak için ihtiyaç duyduğu şeyi yok eder ve nesli tükenir.
“İklim değişikliğine karşı savaşta, ormanları bir silah olarak kullanmak istiyorsak, tıpkı büyük doğa koruma gruplarının bizden istediği gibi, ağaçların büyümelerine izin vermeliyiz.”
Sadece bu kitabı okuyor olmanız bile, şu anda değerlerinize göre yaşadığınızı gösteriyor. Kitabı okuyorsunuz çünkü çektiğiniz acıyı hafifletmeyi ve hayatınızı iyileştirmeyi önemsiyorsunuz. Kitabı daha iyi bir arkadaş, partner, ebeveyn, akraba ve komşu olmak için de okuyor olabilirsiniz. Tüm bunlar ‘ilgili olma’ değerine işaret eder: kendinize, başkalarına ya da hem kendinize hem de başkalarına karşı ilgili olmayı anlatır.