Gerçek dervişlik bu olsa gerekti. Bir lokma bir hırka ile dervişlik olmuyordu. Elinde avucunda bir varlık olmayan yoksul bir derviş belki de zoraki derviştir. Böyle dervişlik, olsa olsa miskinliğe giydirilmiş bir teselli maskesidir. Züğürdün kendini manen zengin hissetmesi gibi bir şey… Oysa malı mülkü çevresine taşan, hazinelerinin hesabını bile tutmayan bir adamın derviş olması, onca zenginlik arasında derviş gibi yaşaması daha başkadır. Kendime bakıp mırıldandım: “ Nerde kaşanelere sahip olabilecek iken fakir gibi yaşayan, nerde zaten yoksul olup dervişlik taslayan!” Çelebilere imrendim, çok imrendim…
Sonuç olarak ruh hareket ettiğinin farkındadır:bunun farkına vardığında, bununla birlikte dışarıdan bir güçle değil, kendi gücüyle hareket ettiğinin ve hareket etmeyi bırakmasının mümkün olmadığının da farkına varır. Bunlar için söyleyecek bir şeyin yoksa buradan da ruhun sonsuz olduğu sonucu çıkar.
Omuzlarımı silktim. Babaannem eve gidince revani yaptı. Kekini ben çırptım. Dedemin anlattığı Parmak Çocuk masalı aklıma geldi. Çocuğu olmayan kadın hamurdan çocuk yapıyordu kendine. Ben de anne yapıyordum sanki kekten. Revaniden anne… Çok tatlı, şerbetli bir anne.