Melisa Celep

Melisa Celep
@Melis_967
Prof. Dr. Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi
16 Nisan
58 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
İntibah
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2019 20:00
"Bana kalırsa insan dünyada bir kere yaşadığı gibi, ömründe bir kere sever." İntibah, Namık Kemal'in 1876'da sürgünde iken, hala içindeki vatan sevgisiyle, Osmanlıca'nın roman yazmaya uygun bir dil olduğunu göstermek için kaleme aldığı bir eserdir. Aynı zamanda bu roman edebiyatımızın ilk edebi romanı kabul edilir. Uzun Çamlıca tasviri ile başlaması ve yer yer okuyucuyu yönlendirmesi eseri romantizm akımıyla yazdığının kanıtıdır. Diğer Tanzimat Edebiyatı eserlerinde olduğu gibi burda da toplumdaki aksaklıklar eleştirilmiştir. Ana tema yanlış ilişkilerdir.Bu eserde yavaş yavaş insanla ilgili tahliller yapılmaya başlamıştır. Eserin konusu ;eğitimli, terbiyeli Ali Bey'in "halk tarafından onaylanmayacak" davranışları olan Mehpeyker ile olan ilişkisinde yaşadıklarıdır. Eserdeki tahlilere gelinirse;arkadaş ortamında beğenmediğini ikiyüzlülükle korkutmuştur beğenir gibi görünmenin insanlık görevi sayılması en dikkat çekenler arasındadır. Buradaki sorun insanları hoşnut etmek için dahi olsa toplumda yalanın doğrudan hoş görülmesidir. Buna karşılık babasının Ali'ye bir sözünde halka söylemekten utanılacak bir işi yapmaktan utanılmaaı gerektiği geçer. Buna göre, yalanda utanılması gereken bir iştir.
Edebiyat
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
Reklam
Arkadaş
Puan vermedi·180 syf.··
Beğendi
·
2017 17. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2017 00:00
Romanın başlangıcında özgürlüğüne düşkün olan Adrien ,halk tarafından çok eleştirilmiştir çünkü; çalışmak yerine annesine yük olmaktadır. Adrien ise paradan çok özgürlüğü sevdiğini, onun daha güzel olduğunu savunmaktadır. Annesine yük olacak kadar gezmeyi seven insanın aslında içinde büyük bir sevgi olması beni biraz düşündürttü. Böyle insanların genelde kötü karakterli, taş kalpli olması beklenir. Oysa kitap tam tersidir.      Romanda özgürlüğü için fazla parayı reddeden karakterle, özgürlüğünü kısıtlamamak için fazla para istemeyen başka bir karakter vardır. İkisininde aynı şeyi yapmalarının farklı sebeplere dayanması zenginlik ve yoksulluk kavramını karşılaştırmada etkili olmuştur.     Romanın herkesinin birbirini tanıdığını bir yerde geçmesi, halkın karakterleri eleştirmesi, kötü görmesi kişileri ruhsal ve duygusal açılardan kötü etkilemiştir. Ayrıca karakterlerin dostluğunun hoş görülmemesi yüzünden bir grup gençten fiziksel zarar görmüşlerdir.     Temanın dostluk olmasına karşın, mekanlar insanların çektiği acılarla hayatı daha iyi kavrayabildiklerini anlatmaktadır.     Romanda insanların önyargılı oldukları eleştirilmektedir. Kötü durumda olduğu için uzak durulması gereken insan olarak nitelendirilen birinin iyi bir davranışını görünce pişman oldukları eleştirilmektedir. Halkın iyi insan olmayı çalışmak olarak sınırlandırması eleştirilmiştir.     Romanda halk ile Adrien’in çatışması dostluk temasına katkıda bulunmuştur. Bu çatışmaya rağmen sevgisini günden güne büyütmüştür. Dostunun peşini bırakmamıştır.     Romanda dostunun yardımını reddeden Mihail’in bu halinden memnun olduğunu, bu hayatı kendi seçtiğini anlatması ve yardım  istememesi beni etkilemiştir. Zenginliği bir kenara itip, acı çekmek, özgür olmamak istemesi ve bununla mutlu olması etkilemiştir
Edebiyat
MihailPanait Istrati · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,041 okunma
Ruhlar Evi
Puan vermedi·544 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
375 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2018 00:00
 Kitabın başlarında kadınların güzellikleri ve aydınlıkları ile ilgili şeyler aktarılması beni mutlu etti ve anladım ki kitapta hep kadınlar yüceltilecekti çünkü kadınlar zaman içinde o kadar çok ezilmiştir ki, artık yüceltilmeleri gerekiyordu.    Romanda ailedeki kadınların berrak güzelliği, kadınların değerini aktarmada etkili olmuştur. Ayrıca patronu olduğu için her dediğini yapmak zorunda olan kadınların istemedikleri şeyi yapmakta zorlanmaları da yine kadınların bir köle gibi kullanıldığını anlatmakta etkili olmuştur. Ayrıca siyasi yönden patrona karşı çıkan adamların işlerinden atılıp, ülkenin son halinden pişman olan patronun durumu insanların dinlenmesi gerektiğini anlatır.     Romanın bir çiftlikte ve eski tarihlerde, kadınların daha değersiz olduğu, geçmesi patrona isteklerini daha kolay insanlar üzerinde uygulayabilme ayrıcalığı sunmuştur. Ruhsal olarak karakterleri daha rahatsız edici kılmıştır çünkü etrafta herkes birbirini tanımaktadır. Fiziksel olarak ise daha rahat ettirmiştir çünkü daha az kişi olmasından dolayı daha özgürlerdir.    Romanda kullanılan şehirdeki büyük ve herkese yardım edilen ev ailenin siyasi ve maddi yönden daha ayrıcalıklı olduğunu sergilemektedir. Çiftlik yine aile reisinin, Esteban, siyasi gücünü ve çiftlik halkı üzerindeki baskısını anlatmıştır.     Romanda kadınların cinsel ihtiyaçlarını gidermek için kullanılması eleştirilmiştir. Ayrıca siyasi yönden birçok eleştiriler yapılmıştır. Askeri yönetimin onlardan tarafa olanları bile öldürdüğü, ayrıcalık tanımadığı eleştirilmiştir.     Romanda askeri yönetim ve hükümet yönetimi çatışmıştır. Bu çatışma demokrasi temasını aktarmada etkili olmuştur. Patron ve çalışan kadının çatışması kadınların köleliği temasını aktarmıştır.     Romanda etkilendiğim bölüm askeri darbe fikrini
Edebiyat
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20181,600 okunma
Cengiz Han'a Küsen Bulut
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2019 23:16
“Bu diyarlarda trenler batıdan doğuya, doğudan batıya gider gelirlerdi…”   Eserin yazarı Cengiz Aytmatov 1928’de Kırgızistan’da doğmuştur. Yazar eserlerinde mitleri ve folklorik unsurları çağının siyasi meseleleriyle sentezlemiş, modernlik ve gelenek arasındaki çatışma, insanın doğayla kurduğu bağ gibi çeşitli temaları işlemiştir.   Eser, Gün Olur Asra Bedel romanının içinde yer alması gereken fakat bazı siyasi sebeplerden dolayı yayınlanmayan bir uzun öyküdür. Bu uzun öykünün yayınlanma yılı 1990’dır.   Ana konu Abutalip adlı bir yazarın ülkenin ideolojisine karşı olabileceği, vatan haini, şüphesiyle tutuklanması ve sorgulama sürecidir.Bu şüphe yazarın savaş sırasında esir alınması ile başlar ve eşyalarının arasında çıkan Cengiz Han döneminden kalma efsane metni “Sarı Özek İnfazı” başlıklı bir efsane metniyle güçlenir. Böylece hiçbir şey anlayamadan yazarımız bir gün tutuklanır ve ailesiyle vedalaşmaya fırsatı bile olmaz.   “Oysaki ana-babayı yavrularından ayırma hakkı sadece ecele aittir ve de başka hiçbir şey ve hiç kimse bu hakka sahip olmamalıdır… “    Birilerini bu sebeplerden suçlayan ve bununla yükselmeyi düşünen bireylerin devlet kavramına bakışı ise devletin insan yakıtıyla çalışan bir sobadan farksız olduğudur. Devlet yolunda herkesi harcayabileceklerini söylerler asıl sebebin yükselmek olduğunu gözden kaçırarak.Oysa devlet insanların birliği ile oluşan ve farklı insanların bir arada yaşayabilmesini sağlaması gereken bir kurumdur. Yine efsanede Cengiz Han’ın bu zihniyetle tüm dünyayı fethetmek amacıyla çıktığı seferde çocuk sahibi olmayı bile yasaklaması bunun bir örneğidir.    Efsanenin bir bölümde anlatılması ile son bölümde ana konuya dönülür. Yazarımız bir vagonda yargılanmak üzere özel bir yere götürülüyor. Yolda tek düşündüğü evinin önünden
Edebiyat
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201820,1bin okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2018 16. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2018 23:00
‘’Madame Bovary’’, Gustave Flaubert’in realizmin etkisiyle 1851’de yazmaya başladığı ve 1857’de yayımlanan en ünlü eseridir. Eserin yayınlanması ile ahlak kurallarını çiğnediği gerekçesi ile yargılanır. Mahkemede ‘’Madame Bovary benim.’’ dediği bilinir. Avukatının güçlü savunması ile beraat eder. Kitap, iyi kalpli olmasına karşın sıradan bir doktor olan Charles Bovary'nin yüksek idealleri ve aşırı bir lüks tutkusu olan romantik karısı Emma Bovary'nin, yaşamının tekdüzeliğinden sıyrılmak için girdiği durumları ve yaşadığı çeşitli gayrimeşru aşk ilişkilerini konu alır. Yazar Flaubert karakterlerin iç dünyalarını açıklarken realizmin gözlemci yönünü kullanmıştır. Öncelikle karakterlerden başlayacak olursak, ilk incelenmesi gereken tabiî ki Madame Emma Bovary’dir. Annesiz ve küçük köy ortamında büyüyen Emma, çiftliklerine gelen Charles’a ilgi duyar ve evlenirler ancak Charles ile gittikleri bir davette lüks hayata özenen Emma’nın hayatı değişmeye başlar. Lükse düşer ve kocasından sıkılır. Gayrimeşru aşklara yönelir. İki erkekle aşk yaşamıştır. Bunların biri zengin ve lüks içindedir. Diğeri ise daha düz bir gençtir fakat Emma ikisini de gözünde ilahlaştırmıştır. İkisi de Emma’ya Charles kadar aşık olmayan, değer vermeyen erkeklerdir. Charles, Emma için her şeyini feda etmesine rağmen Emma’nın ondan sadece tiksinmesi ilginçtir. Bir diğeri de Emma’nın aşıkları ile buluşmadan önceki günler kocasına daha ılımlı ve daha sevecen yaklaşmasıdır. Emma romanda romantikliğin ve lükse düşkünlüğün getirdiği olaylar silsilesiyle beraber yaşanan rahatsızlıkların sembolüdür. On beş yaşında kendinden on yaş büyük ve evli bir kadına aşık olan yazarın mahkemede “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda ‘’Madame Bovary benim.’’ demesi ile Madame Bovary’de kendi yaşantısına
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,8bin okunma
Reklam