Hayatı çalışmak yoluyla sevmek hayatın en derin sırrına ermek demektir. Fakat eğer ıstırap çekerken, doğduğunuz güne lanet edip bedeninizin yükünü taşımayı alnınızın kara yazısı sayıyorsanız, o zaman size cevabım şudur: Yazılanı silecek olan sadece alın terinizdir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Veririm ama sadece hak edenlere” dersiniz sık sık. Ne meyve bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler. Onlar yaşayabilmek için verir; çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır.
Drogo, gencecik geldiği dört ay kalır dönerim dediği kuş uçmaz kervan geçmez Bastiani kalesinden, kendine amaç edindiği Tatar Çölü’nden gelecek düşmanlarla savaşma ihtimali sebebiyle, arada gitgelleri olsa da günlerini heba ettiğini farketmeden otuz koca yıl geçiriyor.
Hasta yatağında iyice erimiş bedeni solgun ve çökük yüzüyle, düşmanın kapıya dayandığı haberini alıp ayağa kalkmak için kendini zorlarken, zamanında birlikte aylarca çölü gözledikleri arkadaşı Simeoni tarafından, hastalığı bahanesiyle kaleden gönderiliyor.
Böylece Tatar Çölü’nden gelecek düşmanı otuz yıl bekleyen Drogo’nun hayatı, tam da düşmanla karşılaşmak üzereyken hiç de tahmin etmediği bir biçimde, bir han odasında sonlanıyor.
Tatar Çölü boşa harcanmış bir ömrün hüznünü okura fazlasıyla geçiren bir eser ve okuru kendi Tatar Çölü’nü düşünmeye sevk ediyor.
Çok beğenerek okudum.
Gönülden tavsiye
Böylece Drogo, bir kez daha Bastiani Kalesi’ne çıkan vadiyi tırmanmaktaydı, ömründen 15 yıl daha eksilmişti. Ne yazık ki, kendisinde hiçbir değişiklik hissetmiyordu, zaman çok çabuk geçmiş ruhu yaşlanmaya vakit bulamamıştı.