Elveda Binbaşı Ortiz, elveda kendini bu yapıdan bir türlü kurtaramayan melankolik dost; elveda, senin gibi çok uzun zaman inatla umut eden ve sana benzeyenler. Zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sizinse artık herşeye yeniden başlama hakkınız yok.
Bilmediği şu ki diye düşündü Mauro, yeni bir ülkede yaşamın büyüsü silinmeye başladığında insanı bekleyen bir acı vardır. Göç, derinin soyulması gibidir. Bir yıkım. Her sabah uyandığınızda nerede olduğunuzu, kim olduğunuzu unutursunuz ve dış dünyada kendi yansımanızı çirkin ve biçimsiz bir şey olarak görürsünüz; küçümsenen, istenmeyen bir yaratığa dönüşürsünüz.
Mauro kendini kandırma çabasıyla gözlerini birkaç saniyeliğine kapadı, ardından açtı. Kısacık bir an için başarmıştı. Masada kendi ailesi oturuyordu: Mauro ve Elena, ikisi de günün detaylarına dalmış halde, uğursuz haber başlıklarının onların şiddet içermeyen dünyasına ancak bir yemek masası sohbeti olarak sızabildiği bir hayat. Çocuklar. Oğlu sert ve kambur duruyor. Yüzünde hala umut dolu bir ifade var; Mauro’nun küçük bir çocukken öğrendiği reddedilme hissiyle hırpalanmamış, Mauro’nun kendi çocuklarına yaşattığı terkedilmenin izi yok.
Gözlerini tekrar kırptı ve yok oldular.