Oblomov bir hiç, bir ölü gibi gözükse de dış dünyadaki insanlar tarafından, onun zihninde bir hayat vardı. Bu belki de hayal dünyasıydı. Ancak orada öylesine bir hayat kurmuştu ki gerçeğin ızdırabı dahi yoktu orada. Yaşatılması gereken bir çocuk gibiydi adeta...