Meltem Bige

Meltem Bige
@Meltembige
Fizik Mühendisi / Editör/ “Hayat Baştan Sona Kıssadır” yazarı
Yüksek Lisans
Gaziantep
1168 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
“Elena zamanın bir değişkeni haline gelmişti; varlığı zamanı hızlandırıyor, yokluğu yavaşlatıyordu -aşkın ve dostluğun tanımı tam da bu değil midir zaten? “
Sayfa 49 - Can·Kitabı okudu
Reklam
Statüsü yüksek bir ailede büyümek ödül müdür, ceza mı?
“….. evinin kapısını açtığında onun kim olduğunu, daha doğrusu neden böyle biri olduğunu anladım; evde binlerce kitap, antika bir piyano, duvarlarda tabloların reprodüksiyonları vardı. Yerler halı kaplıydı, ev koltuklarla doluydu, her eşya okumaya ve düşünmeye davet ediyor gibiydi, sanki Elena‘yı yaratan şey evinin mimarisiydi; dahası, içeri girer girmez bedeni dönüşmüş, mekânın bir bileşeni haline gelmişti, sanki bedeni artık onu çevreleyen kitapların ve sanat eserlerinin bir uzantısıydı, hareketlerini ve tonlamalarını belirleyen onlardı.”
Sayfa 46 - Can·Kitabı okudu
“Olan şey, Elena gibi olmak istememdi, hem de derhal. Onun hayatına sahip olmak ve onun aracılığıyla keşfettiğim bu evrende yer almak istiyordum, artık sanata karşı daha duyarlı ya da diğerlerinden daha zeki olduğum için ya da o hayata herkesten daha yazgılı olduğum için değil, içinde kendi yerimi alabileceğim bir hayatın varlığına şahit olduğum için. Senin sahip olmak istediğin oğul olamamış, kasabanın beklentilerini karşılayamamış, Romain‘i hayal kırıklığına uğratmış, her yerde başarısız olmuştum ve benimki gibi bir bedenin ve hikâyenin mümkün olduğu bir hayat türü bulmalıydım, hepsi bu.”
Sayfa 45 - Can·Kitabı okudu
Zaman bağıl bir birim değildir
“Bazı gerçekler -arzu gibi- birden vurur insana, bazılarıysa zamanla algılanır.”
Sayfa 45 - Can·Kitabı okudu
manalı çocuk sokağı cinayeti
bir söz söylesem, söyleyebilsem, cesaret etsem yaz sonsuza kadar geri çekilirdi yaz sonsuza kadar geri çekilirdi ve yazın bıraktığı boşluğu hiçbir mevsim dolduramazdı yaza ait ne varsa yazı yaz yapan kim varsa, ne varsa apaçık ortada kalırdı hiç kuşkusuz buna inandım; hırpalanmışlığımı anlatmak istedim ona eşkıyaların talan ettiği büyüyü benden çıkartılıp başkasına taşınan uykuyu uykuların oğlu rüyayı, rüyalarımı, oğullarımı beni beni seslendiren hisleri beni çizen, rengimi tayin eden ressamları ve beni kaldırım yapan mimarları anlatmak ona yalnızca birşeyler anlatıyor olmayı istedim; oysa o yorgun ve ormansızdı! oysa onun bineceği ve uzaklaşacağı atlar hazırdı; doğaya takılmış bir nazar boncuğuydu bedeni kıvrak yeşil faziletli hala yanmakta olan, hiç sönmeyecek bir cadı; suya eğilmiş örümcekti gözleri; seven insanın gözleri geçit vermezdi; seven insanın gözleri, vakte pusu kurardı; bir çiçek koparttım avcumdan
Reklam