“….. artık yiyeceklerin tadını almadığını düşünüyor, yemek yemesi gerektiğini biliyor ama canı yemek istemiyor, itici geliyor ona, gerçeği söylemek gerekirse, yemeye çalışıyor ama midesi bulanıyor ve yedigini tükürüyor ve içecek bir şey bulmaya gidiyor ama yemek yemeden içemiyor.”
“….. kendine özgü tavrıyla yere bakıyor, yere böyle baktığında sanki yere değil de yukarı bakıyormuş gibi oluyor, sanki her şeye birden bakıyor, sanki ne olduğunu tam anlamadan büyük bir bağlantı görüyor ve sonra yüzünde bir şey oluyor, evet, sanki aniden bu kötü dünyadan çıkıp sakin ve huzurlu bir açıklığa ya da aydınlığa giriyor, sessiz, ışıklı, parlayan karanlığın ortasına, çünkü sanki kendinin dışına düşmüş, genellikle olduğu yerin dışına düşmüş, artık kendini tanımazmış gibi, gitmiş, kendinden uzaklaşmış gibi ve orada durmuş gökyüzünün, bulutlarla birlikte verebileceğine benzeyen bir ışıkla yere bakıyor, evet ondan bu ışık geliyor.”