Konuşmalarının içeriğinde ne bir entelektüel boyut ne de bir şiirsellik arıyordum, önemli olan ne söylediği değil, söylenenleri onun söylüyor olmasıydı - ve ben, onun ağzından çıkan her sözcükte mükemmeli duymaya karar vermiş bulunuyordum.
Asıl nedeni bulamayınca usanırsınız, her şeye boşverir, vazgeçersiniz. Bir kere olsun bilinçli olmayı bir yana bırakarak, nedenleri aramadan, derinliğine düşünmeden, gözü kapalı kendini bırak bakalım duygularına; birisini sev ya da birisinden nefret et; boş durmamak için bir şeyler görmeye başlarsın bile.
Onlara göre sevgi ve anlayış aynı şeydi. Büyükanne, anlamadığı bir şeyi sevemeyeceğini söyledi. İnsanları ve Tanrı’yı anlamazsan ne insanları ne Tanrı’yı sevebilirdin.